1923 Yılında Ne Oldu ?

ALİ ŞÜKRÜ BEY OLAYI

 

Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey, Lozan görüşmelerinden sonra 27 Mart 1923 günü ortadan kayboldu. Şevket Doruker(kardeşi) iki gün sonra Rauf Beye haber verir. Olayın incelenmesinden sonra Ali Şükrü Beyin en son Giresunlu Oman Ağa’nın muhafız bölüğü kumandanı Mustafa Kaptan ile Karaoğlan Çarsısında kahveden giderken görülüğü daha sonrada gören olmadığı anlaşılır.

Ali Şükrü Beyin kayboluşu mecliste gerginliğe yol açtı ve siyasi saldırılara uğramış olabileceği konuşulmaya başlandı. Ali Şükrü Beyin bulunmamasından dolayı hükümet suçlu bulunuyordu. Çünkü; Ali Şükrü Bey muhalefet gruba dahil idi. Bu yüzden muhalefet grubunda olan milletvekilleri hükümeti suçlu buluyordu.

Ali Şükrü Beyin araması devam ederken Çankaya yolundan giden bir jandarma tarladaki bir arabanın tekerler izlerini takip etti ve bir çukura ulaştılar. Çukur açılınca Ali Şükrü Beyin cenazesi ortaya çıktı. Yapılan araştırmalar sonunda, kaybolduğu gece kahveden sonra Topal Osman’ı ziyarete gittiği öğrenildi. Bunun üzerine İsmail Hakkı Bey Mustafa Kemal Paşa tarafından Osman Ağayı yakalamak için görevlendirildi. Orada çıkan çatışmada Topal Osman ölmüştür.

Ali Şükrü Bey:

1884 yılında Trabzon’un Beşikdüzü ilçesine bağlı Denizli köyünde doğmuştur. Osmanlı Meclis-i Mebusanda 6. Dönem milletvekilliği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 1. Dönem Trabzon Milletvekilliği yapmıştır. 27 Mart 1923’de suikast sonucu öldürülmüştür.

2.MECLİSİN AÇILMASI

Birinci TBMM 1920 ile 1923 yılları içerisinde egemen olmuştur. Bu mecliste birbirine karşıt düşünceli siyasetçiler olmasına rağmen milletvekilleri particilikten uzak durmuşlardır. Nedeni ise Kurtuluş Savaşı’dır. Kurtuluş Savaşı bittikten sonra da gruplaşmalar başlamıştır.

1922 Teşkilatı Esasiye Kanununda Halifelik ve Saltanat ile ilgili madde olmaması ve hiç söz edilmemesi bazı gruplaşmaların nedeni olmuştur. Meclisteki görüş ayrılılarının çok olması ve karar alınmada zorlanması seçim yolunu hızlandırmıştır.

1923 yılı seçimlerine Müdafaa-i Hukuk Grubu (1.Grup), Müdafaa-, Hukuk Grubu (2.Grup), Müdafaa-i Milliye Grubu, İaşeciler (ittihatçılar), Amele Grubu ve Bağımsızlar katılmıştır. Seçimi kazanan ise 1.Grup olmuştur.

Müdafaa-i Hukuk Grubu (1.Grup)

Mustafa Kemal Atatürk 1923 seçimlerini Cumhuriyete gidişin en önemli aşaması olarak görüyordu. Kendi düşüncelerine uygun adaylar belirlemiştir. Kesin bir başarı isteyen Mustafa Kemal muhalafetin meclise girmemesi için çok titiz bir şekilde bu adamları seçmiştir. Bu meclis Cumhuriyeti kuran ve yeniliklere ağırlık veren, Lozan’ı onaylayan meclis olarak tanınacaktır. Mustafa Kemal bir kurul oluşturmuş ve bu kurulun başına geçerek secim süreci ve sonrası için bizzat kendisi ilgilenmiştir. Seçimi kazandıktan sonra ise 9 Eylül 1923 tarihinde Halk Fırkası adıyla resmen kurulmuştur.

HALK FIRKASININ KURULMASI

 

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu 9 Eylül 1923’de Halk Fırkası olarak kurulmuştur. Mustafa Kemal Atatürk 8 Nisan 1923’te açıkladığı “Dokuz Umde” Halk Fırkasının kuruluş esasını oluşturmuştur. Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ilk Genel Sekreteri ise Recep Peker’dir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk siyasal partisi olmuştur. 10 Kasım 1924’de başına Cumhuriyet kelimesi getirilerek Cumhuriyet Halk Fırkası adını almıştır. 1935 kongresinde ise Cumhuriyet Halk Partisi adını almıştır. 1950 yılına kadar iktidarda kalmıştır. Ekonomide devletçilik ilkesini benimsemiştir.

Cumhuriyet Halk Fırkası, yenilikçi bir partidir ve çoğu inkılapta 1. Döneminde meydana gelmiştir. Atatürk’ün değişmez genel başkan olarak belirlendiği 1927 kongresinde, Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik ve Laiklik Cumhuriyet Halk Fırkasının temel ilkeleri olmuştur. 1931 yılında ise bu dört ilkenin yanına Devletçilik ve İnkılapçılık ilkeleri de eklenerek altı ok (ilke) tamamlanmıştır.

Cumhuriyet Halk Fırkasının, Cumhuriyet Halk Partisi olarak değiştirilmiş olduğu 1935 kongresi Mustafa Kemal’in katıldığı son kongredir. Bu kongrede parti-devlet birlikteliğinin yolu açılmış, İç İşleri Bakanlığının partinin genel sekreteri olduğu ve valilerin il başkanı olduğu sistem başlamıştır.

1938 yılında Mustafa Kemal’in ölümünden sonra CHP’nin değişmez genel başkanı İsmet İnönü olmuştur. Bu kongrede Mustafa Kemal Atatürk’e “Ebedi Şef”, İsmet İnönü’ye “Milli Şef” unvanı verilmiştir.

ANKARA’NIN BAŞKENT OLMASI

 

Millî Mücadeleyi organize edip yöneten Temsilciler Kurulu her yönden güvenli bir yer olan Ankara’yı kendine uygun bir yer olarak görmüştür. Temsilciler Kurulunun Ankara’ya geldiği tarih olan 27 Aralık 1919 Ankara’nın başkent olması için atılan ilk adımdır. Meclisin Ankara’da açılması diğer önemli etmendir. Ekim 1923 yılında; Saltanat makamı kaldırılmıştır. Lozan Barış Antlaşması imzalanmış ve Halk Fırkası mecliste göreve başlamıştır. Başkent sorunu bu dönemde meydana gelmiştir.

Başkent meselesi Halk Fırkasının gündeminde olan bir konu olup, grupta dört saat başında devletin şekli ve merkezi konu başlıklarında tartışılmıştır. Bazı vekiller Ankara’nın isminin değiştirilerek Gazi Mustafa Kemal Paşa olması gibi konular ortaya atılmıştır.

İstanbul vekili Abdurrahman Şeref Bey başkentin İstanbul olması fikrini ortaya atmış ancak çoğunluk başkentin Anadolu’da olmasına yönelik karar almıştır. Toplantıda son sözü İsmet Paşa alarak başkentin ülkenin ortasında olması gerektiğini belirtmiştir. Böylelikle İdare şekli Cumhuriyet, İdare Merkezi Ankara olarak karar alınmıştır.

Ankara’nın başkent olması Halk Fırkası toplasında kabul edildikten sonra Meclis Genel Kuruluna gelişine de İsmet Paşa öncülük etmiştir. Ankara’nın başkent olmasına dair teklif oylanıp görüşüldükten sonra oy çokluğu ile kabul edilmiştir.

CUMHURİYETİN İLANI

 

Cumhuriyet kelimesi Arapça da cumhur kelimesinden gelmiştir. Cumhur kelimesi ise toplu halde duran halk veya kavim anlamına gelir. Cumhuriyet diğer bir adıyla Cumhur-i Devlet iktidarın millete ait olduğunu gösteren devlet yönetim şeklidir.

Türkiye cumhuriyet rejimine 29 Ekim 1923 tarihinde geçmiştir. Ama Cumhuriyetin ilanından öncede Türkiye’de esintileri vardı fakat sadece adı konulmamıştı. Bu kanıya ise Türkiye’yi 23 Nisan 1920’den itibaren idare eden Türkiye Büyük Millet Meclisinin milli egemenlik düşüncesine dayanmasıyla varabiliriz.

Millî mücadeleni kazanılması ile yeni kurulan devletin en önemli sorunu en önemli sorunlarından birisi saltanat makamı idi. 1 Kasım 1922 tarihinde saltanatın kaldırılması ile Osmanlı Devleti resmen(hukuken) sona ermiştir. Bu gelişmeyle Cumhuriyet rejiminin önündeki en önemli engel ortadan kaldırılmıştır.

Cumhuriyet Mustafa Kemal Atatürk’ün aklında çok önceden beri olan bir fikirdir. Bu kanıya Mustafa Kemal’in Erzurum kongresinden önce Mazhar Müfit’in “Millî mücadelenin muvaffakiyete ulaştığı takdirde hükümet şekli olarak ne düşünüyorsunuz?” soruna verdiği “Şekli hükümet zamanı geldiğinde Cumhuriyet olacaktır” cevapta ulaşmak mümkündür. Ancak o zamanlar böyle bir şey söylemenin mümkün olmadığından dolayı Mazhar Müfit’ten bu konuyu kimseye bahsetmemesi gerektiğini söylemiştir. Bunun haricinde Amasya Genelgesinde “milletin azim ve kararı” maddesi ve Erzurum Kongresi’nde “Milli iradenin hâkim kılınması” maddesinde bu düşünceye sahip olduğunu gösteren diğer bir örneklerdir.

Mustafa Kemal 28 Ekim 1923 günü Çankaya’da bir toplantı düzenlemiştir. Bu toplantıya arkadaşları İsmet Paşa, Ali Fethi, Milli Müdafaa Vekili Kazım (Özalp) Paşa, Kemalettin Sami, Halit Paşa, Rize Milletvekili Fuat ve Afyonkarahisar Milletvekili Ruşen Eşref Bey’i davet etmiştir. Bu toplantıda Mustafa Kemal orada bulunanlara şunları söyledi “Yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz, beni fırka grubuna davet edin, bir konuşma yapacağım”. Bu toplantının ardından İsmet Paşa ve Mustafa Kemal Atatürk Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun devlet rejim ve şeklini içeren maddelerin değiştirilmesi için çalışma yaptılar. Ertesi gün mecliste bu değişiklikler oylanıp kabul edildikten sonra Mehmet Emin Yurdakul’un isteği ile milletvekilleri kalkıp “Yaşasın Cumhuriyet” diye bağırmışlardır. Bu görüşmede Mustafa Kemal meclisin 158 milletvekilinin oybirliği ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhur başkanı olarak seçildi. Meclisin ilk Başbakanı İsmet İnönü, ilk Meclis Başkanı ise Ali Fethi Okyar olmuştur.

Cumhuriyetin ilan ile birlikte yeni devletin ismi ve rejimi belli olup devlet başkanlığı sorunu çözülmüştür. Mecliste kabine sistemine geçilip daha sonra gelecek olan inkılaplar için uygun şartlar ve ortamlar hazırlanmıştır

 

KAYNAKÇA

Yalçın, E. (2011). Kurtuluş Savaşı Komutanları Ekseninde Cumhuriyet Rejimi Tartışmaları. Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, 10(22), 115-139.

Eroğlu, H. (1998). Atatürk ve cumhuriyet. Revue des études Islamiques; T. I, 119-136.

Çevik, Z. (2002). Millî̂ Mücadele’de” Müdafaa-i Hukuk’tan Halk Fırkası’na” geçiş, 1918-1923. Atatürk Araştırma Merkezi.

Olgun, Oruç, E. (2009). Ali Şükrü Bey Olayı. Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü, Yayımlanmış, Yüksek Lisans Tezi, Ankara.

Yardımcı, M. (2014). Ziya Hurşit: Hayatı ve Siyasi Faaliyetleri (1901-1926), Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırma Enstitüsü Türk Tarihi Anabilim Dalı Cumhuriyet Tarihi Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul.

Bu yazı Genel, Politika, Son Yazılar kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın