Atatürk Dönemi Ekonomik Faaliyetler

Atatürk’ün Ekonomi Anlayışı

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ekonomi konusundaki görüşlerini anlayabilmemiz için ilk önce şu satırlara bakmamız lazım gelir:

“Öyle bir iktisat devri lazımdır ki, artık milletimiz insanca yaşamasını bilsin, insanca yaşamanın neye mütevakkıf olduğunu örensin ve o esbaba tevessül etsin… ve artık bu memleket böyle fakir ve bu millet hakir değil, belki memleketimiz zengin memleketi, zenginler memleketi, bu yeni Türkiye’nin adına da çalışanlar diyeri denilsin.”

Mustafa Kemal Atatürk’e göre özel teşebbüs sermayesi ve yaratıcılığı ile kendi ilkelerini oluşturacaktır. Sosyal adalet içinse emeğin tam anlamıyla verilmesini sağlayacaktır. Bu adaletin temelini devlet oluşturacak ve devlet aynı zamanda sermayenin yaratıcı düşünceye dönüşmesini sağlayacaktır. Kamu yararının olduğu alanlarda devlet ekonomik faaliyetlere katılacaktır. Mustafa Kemal Atatürk, dünyada oluşan hiçbir sitemi benimsememiş ve kendi felsefi düşüncesini yaratmıştır.

Atatürk Dönemi Ekonomik Faaliyetler

1- İzmir İktisat Kongresinin Toplanması

Türkiye’nin iktisadi hayatının canlandırılması ve ekonominin kalkınması için 17 Şubat 1923 ile 4 Mart 1923 tarihleri arasında Kazım Karabekir’in başkanlığında İzmir İktisat Kongresi toplanmıştır. Açılış konuşmasını Mustafa Kemal Atatürk yapmıştır. Kongreye; tüccarlar, çiftçiler, işçiler ve sanayiciler gibi birçok meslek dalından temsilciler katılmıştır.  Kongrenin iki amacı vardır. Birinci amacı katılan bu meslek gruplarının yönetimle iş birliği yapması, ikinci amacı ise yönetimin sermaye sahiplerine güvence vermek istemesidir. Kısacası bir tür girişimci bir sınıf canlandırılmaya çalışılmıştır.

Kongreye iki bin temsilci çağırılmasına rağmen bin yüz otuz beş kişi katılabilmiştir. Temsilcilerin seçiminde bir kural gözetilmemiştir. Tüccar, şirket, işçi, sanayici, bankacı ve üç çiftçi olmak üzere her vilayetten sekiz kişi temsilci olmuştur. Kongrenin başkanı olan Kazım Karabekir kongreye ayriyeten sanayi temsilcisi olarak da katılmıştır. Birbirinden farklı meslek gruplarının toplandığı bu kongrede fikirler tartışılarak ekonomi politikaları belirlenmeye çalışılmıştır. Kongreye katılan meslek gruplarının bazı talepleri aşağıdadır.

 

  • Aşar vergisinin kaldırılması ve asayişin sağlanması
  • Ziraat Bankası’nın geliştirerek çiftçi ve köylülere daha yararlı bir şekilde kullanılması
  • Hayvancılığın geliştirilmesi için faaliyetler yapılması
  • Tarımda makineleşmeyi sağlamak için tarım araç ve gereçlerine gümrük muafiyeti tanınması
  • Yabancı sermaye ve yabancı şirketlere imtiyazlar verilmemesi
  • Ticaret ve sanayi odalarının geliştirilip düzenlenmesi
  • Milli emisyon bankası kurulması
  • Amele kavramı yerine işçi kavramının denilmesi
  • Günlük çalışma saatinin sekiz saat olması
  • Askeri ücretin sendikaların kurulmasına kadar ki süre içinde belediye meclislerince oluşturulması
  • İş yerlerinin sağlık ve güvenlik konularınca denetlenmesi
  • Haftanın bir günün tatil olarak belirlenmesi
  • Ekonomik konularda ihtisas kuruluşlarının görüşlerinin alınması

İzmir İktisat Kongresinden sonra Türk girişimci kişilerin borçlarını karşılamak için 1924 yılında Türkiye İş Bankası kurulmuştur. Aynı amaç doğrultusunda Maadin Bankası’da kurularak işletmelerce kullanılacak olan hammaddenin Türkiye’ye girmesi için uygulanan gümrük vergilerinin indirilmesi ve bir tür korumacı anlayış başlamıştır.

Kongrede alınan kararlara bakıldığında tüccar ve toprak sahibi kimselerin kazanımlarının daha çok olduğu görülebilir. Kongrede alınan kararlar yedi yıl boyunca Türk ekonomik faaliyetlerde etkin güç olmuştur.

2- Lozan Barış Antlaşmasında Ekonomik Gelişmeler

Lozan Konferansı 1 Kasım 1922 tarihinde toplanmış olup, Türkiye’yi İsmet Paşa (İnönü) temsil etmiştir. Lozan Barış Antlaşması sayesinde Türkiye resmen tanınmıştır.

Lozan Konferansında konuşulan; kapitülasyonlar, Osmanlı Devleti’nden kalan borçlar, gümrük düzenlemeleri, savaş tazminatı ve nüfus mübadelesi sorunları ekonomi ile ilgilidir.

Osmanlı Devleti’nden kalan borçlar Türkiye ve Osmanlı’nın dağılmasıyla oluşan devletlerce bölüştürülmüştür. Toplam borcun 129,4 milyon olup 85 milyonluk 2/3’lük kısmı Türkiye’ye yüklenmiştir. Antlaşmaya ek olarak birde Ticaret Anlaşması imzalanarak ithalat ve ihracat yasakları kaldırılmıştır. Gümrük için ise 1916 yılında imzalanan Osmanlı gümrük tarifesinin 5 yıl boyunca uygulanması kararlaştırıldı.

Kapitülasyonların kalkması ile birlikte yabancıların ortaklıklarının ülke kanunlarınca yeninden düzenlenmesi kabul edilmiştir. Yabancılara daha önceden verilmiş olan Kabotaj Hakkı da Lozan’la birlikte kaldırılmış olup Türkiye’de deniz ulaşımı için yalnızca Türk gemilerine haklar verildi.

Yunanistan ile yaşanan Nüfus Mübadelesince 1 milyon 300 bin civarında Rum Yunanistan’a, 400 bin Türk, Türkiye’ye gelmiştir. Nüfus Mübadelesi sonucunda şehirli nüfus azalmış ve ülkedeki iş gücünde sorunlarla meydana gelmiştir.

3- Teşvik-i Sanayi Kanunu’nun Çıkarılması

1913 yılında İttihat ve Terakki döneminde çıkarttırılan sanayi kanununun devletin sanayi sektörünü özel sektör olarak düzenlemek istemesi nedeniyle 28 Mayıs 1927 tarihinde genişletilerek Teşvik-i Sanayi adı altında çıkartılmıştır. Bu kanun içerisinde yatırımcılara imtiyazlar ve sanayi işletmeleri için teşvikler vardır. Teşvik-i Sanayi Kanunu’nun maddeleri şu şekildedir.

 

  • Kuruluşun ilk aşamalarında ithal edilecek olan maddelerin %30 indirimle taşınması.
  • Yıllık üretiminin %10’luk kısmının satışında devlet garantisi verilmesi.
  • Kanundan yaralanacak olan kuruluşların, üretimi miktar ve kalite yönünden yeterliyse ve fiyatı %10’dan fazla değilse dış alım yerine bu malların kullanılması gerekliliği
  • Kamusal ürünlerin işletmelerce indirimli fiyattan satılması

Kanundan yararlanan sanayi kuruluşlarının modern teknikleri kullanmasına önem verilmiştir. Teşvik-i Sanayi Kanunu sayesinde sanayi işletmeler büyüyerek 1932 yılında 1473 sanayi kuruluşu bu kanundan yararlanmıştır.

 

3- Âli İktisat Meclisi’nin kurulması

Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına hız vermek amacı ile 1927 yılında Âli İktisat Meclisi kurulmuştur. Bu meclisin başkanı başbakandır. On biri ekonomist on ikisi ise uzman kişilerden oluşan kuruluşun üye sayısı yirmi dörttür. Yaptırım gücüne sahip değildir. Görevleri şunlardır:

  • Hükümet tarafından ekonomik yasalarla ilgili olarak görüşlerini bildirmek
  • Ekonomik anlamda zorunlu değişiklikler için hükümete teklif sunmak
  • Ekonomik ihtiyaçları araştırmak
  • İktisadi yöntemlerin ülke ekonomisine etkisini araştırmak

 

4- Devletçilik İlkesinin Benimsenmesi

1930 yılında tüm dünyada etkili olan ekonomik buhran Türkiye’yi iktisadi hayata katılmaya ve ekonominin içinde etkin bir güç olmaya itmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün söylemiş olduğu “Halkımız zihniyet olarak devletçidir ki her ihtiyacını devletten talep etmek için kendinde hak görür” sözü Türkiye’nin içinde olduğu durumu göstermektedir. Bu döneme kadar devletin hiçbir ekonomik kaynağa sahip olmaması devletçiliğin yerleşmesi için en önemli sebep olmuştur. Devletçi ekonominin seçilme sebepleri şunlardır:

  • Sermayenin yeterli olmayışı
  • Kalifiye işçilerin yetişmiş olmaması
  • Halkın her şeyi devletten bekler durumda olması
  • Ekonomik Buhran’ın tüm dünyada baş göstermesi
  • Kapitalist sistemin bu krize çözüm üretememesi

Bütün bu nedenler ışığında Devletçi Ekonominin bir ideolojiden ziyade bir zorundalık olarak ortaya çıktığı görülebilir. Bu politikanın amacı büyük yatırımları devlet eli ile oluşturarak bir kalkınma hamlesi yapmaktı. Bu amaç doğrultusunda temel tüketim mallarının ithalatı önlenerek dışa bağımlılık azaltılmak isteniyordu. Ayriyeten özel sektör teşvik edilerek ekonomik gelişmeyi sağlamak bu politikanın bir amacı idi.

 

5- 1. 5 Yıllık Sanayileşme Planı

1933 yılında uygulamaya girmiştir. Amacı; ithal edilen temel kullanım maddelerinin yerine konulabilecek olan yeni maddeler üretmek ve yerel üretime bağlı tesislerin kurulmasını sağlamaktır.

Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı içerisinde hammaddesinin ülkede olan sanayi kolları ele alınmıştır. Bunlar teknik ve sermaye gerektiren kuruluş oldukları için devlet eline veya miller müesseselerine bırakılmıştır. Bu sanayi kolu tarım alanında da dengeli bir zemin oluşturacaktır. Kurulmasına karar verilen sanayi kollarının ülkenin ihtiyaç ve tüketimiyle doğru orantılıdır.

Teknik alanda bu kalkınma planı halka büyük bir işgücü sağlamış ve sosyal hayatta etkileri büyük olmuştur. Bu plan ile açılan sanayi kolları şunlardır:

  • Dokuma Sanayi
  • Maden Sanayi
  • Kâğıt Sanayi
  • Kimyasal Sanayi
  • Taş Toprak Sanayi

6- 2. 5 Yıllık Sanayileşme Planı

20-24 Ocak 1936 yılında Celal Bayar’ın başkanlık ettiği sanayi kurultayı ikinci beş

Geçerli belgede kaynak yok.yıllık sanayileşme planının hazırlıkları için toplandı.

Dönemin politikacıları ekonomik özgürlük için sanayileşme çalışmalarını ulusal bir amaç olarak görmüştür. Bu sebepten dolayı ikinci sanayileşme planı birincisinden farklı olarak fabrika sayısı olarak daha geniş bir şekilde hazırlanmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasından üç ay önce bu plan kaldırılarak İktisadi Kalkınma Planı yürürlüğe konmuştur.

 

Sonuç olarak; 1923 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyeti dışa bağımlı olmadan öz kaynaklarını değerlendirerek ekonomik gelişimini yapma amacıyla önemli faaliyetler yapılmıştır. Dönemin ekonomik politikalarını daha çok o zamanki şartlar belirlemiştir. 1923 ile 1929 yılları arasındaki döneme bakıldığı zaman daha çok liberal bir ekonomi olduğunu söylemek mümkündür. Bu dönemde özel sektör teşvik edilmeye çalışılmış, tarım ve sanayinin gelişmesi için önemli kararlar alındığı görülmektedir. 1929 buhranı alınan tedbirler sayesinde ülkemizde fazla tesiri olmamıştır. Bu buhrandan sonra ülkeyi refaha kovuşturmak için ekonomi ve iktisadi alanlarda devletin müdahalesinin etkili olduğu devletçilik düşüncesi yürürlüğe girmiştir.

1923-1938 arasındaki 15 yılda gerçekleştirilen bütün ekonomik faaliyetler cumhuriyetin sağlam temeller üzerinde yükselmesini sağlamıştır. Ayrıca bu dönemde gelir ve giderlerin orantılı bir şekilde gittiği ve enflasyon sıkıntısı yaşanmadığı görülmektedir.

 

KAYNAKLAR

Songür. B. (2019). Atatürk Dönemi ekonomi politikalarının Türkiye ekonomisine etkileri, Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Anabilim Dalı İktisat Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Diyarbakır.

Sönmez. B. (2014). 1923- 1938 dönemi Türkiye ekonomisi: Uygulanan ekonomi politikaları, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Bölümü İktisat Anabilim Dalı İktisat Teorisi Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara.

Basat. E. (2009). Dış politikaya etken olarak ekonomi politikaları: 1923-1939 yılları arası Türkiye’nin deneyimleri, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara.

Özçelik, Ö., & Tuncer, G. (2007). Atatürk Dönemi Ekonomi Politikaları.

Eroğlu, N. (2007). Atatürk dönemi iktisat politikaları (1923-1938).

Bu yazı Ekonomik Tarih, Son Yazılar kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın