Islahat Fermanı İle Gayrimüslimlere Verilen Haklar

ISLA HAT FERMANI ve GAYRİ MÜSLİMLERE VERİLEN HAKLAR

Osmanlı Devleti 19. Yüzyılda karşılaştığı sorunları denge politikası ile çözmeye çalışıyordu. Islahat Fermanı; Rusya’ya karşı diğer devletlerin yardımını almak isteyen Osmanlı Devleti batı hayatını anlamak ve Avrupalı Devletlerin içine girmek için yapılanların bir sonucudur. Islahat Fermanı; 1849 yılında Osmanlı Devleti’ne sığınan Macarlar ve Lehlerin iadesi sorunu ile başlayıp Kırım Krizi ile biten sürecin sonucudur. Islahat Fermanı ile Osmanlı Devleti 30 Mart 1956 yılında sonuçlanan Paris Kongresi ile bir Avrupalı Devlet olmuştur. Osmanlı Devleti’nde Tanzimat Fermanı ile başlayan dönem, diğer devletlerinin müdahalesi ile çıkartılan Islahat Fermanı ile son bulmuştur.

Islahat Fermanı Kırım Savaşı’nın son yıllarına 28 Şubat 1856 yılında Babıali’deki nazırlıklar, yüksek memurlar, şeyhülislam, patrik, hahambaşı ve Cemaatin ileri gelenlerinin önünde okunduktan sonra Paris Antlaşmasını hazırlama sürecinde olan Avrupalı Devletlere bildirildi.

Islahat Fermanı 1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı’nın hükümlerini içinde bulundurmakla beraber onları daha da genişletmiştir. Hristiyan halka geniş haklar veren Islahat Fermanı Tanzimat sürecinin devam edeceğine dair bir göstergedir.

Kırım Savaşından sonra anlaşma metnini düzenlemek için Osmanlı Devleti Rusya ve Avrupalı Devletler ile Paris’te bir araya geldi. Burada imzalanan 30 Mart 1856 tarihli Paris Antlaşması ile Osmanlı Devleti “Avrupa Uyumu’na” kabul edilmiş olmuştur. Bu antlaşma Osmanlı İmparatorluğunun bütünlüğünü güvence altına almaktadır. Ayrıca antlaşmada yer alan 9. Madde ile söz konusu devletler Osmanlı padişahının kendilerine tebliğ etmiş olduğu fermanın yüksek değerini kabul ediyorlar ve fermanın tebliğ edilmesi ile imparatorluğun iç işlerine hiçbir şekilde müdahale doğmadığını ilan söylüyorlar ve Islahat Fermanına atıfta bulunuyorlardı.

Islahat Fermanı’nın hazırlanması için; içinde Sadrazam Ali Paşa’nın, Hariciye Nazırı Fuat Paşa’nın, Şeyhülislam Arif Efendi’nin ve yabancı devletlerden büyük elçilerinin bulunduğu bir komisyon kurulmuştur. Komisyonun içinde bulunan bu büyük elçiler; Tanzimat ile yabancılara verilen hakların yetersiz olduğunu, Müslüman ve gayrimüslim halk arasındaki farkın ortadan kalmadığını, Şeri mahkemelerin adaleti uygulamakta yetersiz olduğunu söylediler. Bu sebeplerden dolayı gayrimüslim halka medeni haklar bakımından eşit haklar verilmesi ve Avrupalı devletlerin yeni kanun uygulamalarında söz konusu olması için ısrar etmişlerdir. Bunun için Babıali tarafından fermanın hazırlanış sürecinde, cizyenin kaldırılması, Hristiyanların belli bir oranda askerliğe kabul edilmesi gibi kanunlar çıkartılarak Avrupalı devletlerin istekleri yerine getirilmeye çalışılmıştır.

Islahat Fermanı ile, Tanzimat Fermanıyla gelen “emniyet-i can ve mal mahfuziyet-i namus” maddesi tekrar edilmiştir. Fermanda yer alan yeniliklerden biri gayrimüslim cemaatlerinin yönetiminin her bir cemaatin din adamından ve cemaat ileri gelenlerinden oluşan bir meclise bırakılmasıdır.

Islahat Fermanı; ortaya koymuş olduğu maddeler ile önemli değişikliklerin yaşanacağına işaret eder. Osmanlı Devleti’nin düzenine yeni siyasi ve sosyal konularda kararlar getirmiş olup Türk siyasi hayatının önemli dönüm noktalarından biridir.

Islahat Fermanı; anayasal bir belge özelliği taşımaktadır. Yeni kanunlara zeminler hazırlayan Islahat Fermanı kanunların yönünü belirlemekte etkin güç olmuştur.

Islahat Fermanı; Kanun-i Esasi’nin hukuki zeminini hazırlamaktadır. Başka bir deyişle Islahat Fermanı yakın bir anayasal düzen için hazırlık evresidir. Islahat Fermanı, Tanzimat Fermanı ile birlikte Kanun-i Esasi’nin hazırlanmasında etkili olmuş ve Tanzimat Fermanını Kanuni Esasi’ye bağlamıştır.

Islahat Fermanı; bütünü ile ele alındığında birçok maddede anayasal hak ve özgürlükler içermektedir. En önemlisi ise başında yer alan Tanzimat’tan tekrar edilen can ve mal güvenliğidir.

Islahat Fermanı; Avrupalı devletlerin müdahalelerinin ürünü olmuş olsa bile içindeki evrensel ilkeler dikkat çekmektedir. Bu evrensel ilkeler Kanuni Esasi için hareket noktası oluşturmuştur.

Islahat Fermanı; hukuk, din, sosyal ve birçok alanda Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yaşayan herkesin eşit kabul edildiği toplumsal düzen için yapılmış bir belge niteliğinde olup Kanun-i Esasi’nin maddeleri için örnekler ortaya koymuştur.

İlk 3 maddesi Mehmet Emin Paşa’ya hitap olan Islahat Fermanı 35 maddeden oluşmaktadır. Fermanın bazı maddeleri şunlardır:

  1. Şöyle ki: Gülhane’de kıraat olunan Hatt-ı Hümâyûnum ile ve Tanzimat-ı Hayriyem mûcibince her din ve mezhepte bulunan kâffe-i tebaa-i şâhânem hakkında bilâistisna emniyeti can ve mal ve mahfuziyet-i namus için taraf-ı eşref-i Padişâhânemden va’d ve ihsân olunmuş olan teminat bu kerre dahi tekit ve teyid kılındığından bunun kâmilen fi’ile çıkarılması için tedâbir-i müessirenin ittihaz olunması.

Yorumu: Padişah Tanzimat Fermanı ile birlikte Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yaşayan halka tanıdığı hak ve özgürlükleri bir kez daha dile getirerek güçlendirmiştir.

  1. Veziri cenâh-ı ‘atifet-i seniyye-i padişâhânemde olarak memâlik-i mahrûsa-i şâhânemde bulunan Hıristiyan ve sair tebaa-i gayri müslime cemaatlerine ecdâd-ı izamım taraflarından verilmiş ve sinin-i ahirede itâ ve ihsân kılınmış olan bilcümle imtiyâzât ve muafiyât-ı ruhâniye bu kere dahi takrîr ve ibka kılınıp

Yorumu: Hangi dinden olursa olsun bütün dinlere verilen ayrıcalıklardan bahsedilmiştir. Türk hoşgörüsünün devam edeceği söylenmiştir.

 

 

  1. Ve mahsulât-ı memâlik-i Şâhânemin nakli için icap eden turûk ve cedâvilin kûsâdıyla ve emr-i ziraat ve ticaretin tevessüüne hâil olan esbâbın men’iyle teshilât-ı sahîhanın icrâ olunması ve bunun için maarif ve ulûm ve sermaye-i Avrupa’dan istifadeye bakılması esbâbının biletrâf mütâlaasıyla peyderpey mevkiî icrâya konulması maddelerinden ibâret olmakla

Yorumu: Ulaşım için gerekli olan imkanların sağlıklı bir şekilde kullanılmasını, ticaret ve tarımla alakalı sorunların ortadan kalkmasını, bahsi geçen konularda Avrupa’nın birikim teknik ve sermayesinden yararlanılması karara bağlanmıştır.

  1. Ve tebaa-i saltanat-ı seniyyemin kâffesi üzerinde tarh olunacak vergi ve teklif sunûf ve mezheplerine bakılmayacak bir sûrette ahz olunmakta idiğünden iş bu tekâlifin ve alelhusûs aşarın ahz u istifasında vuku bulmakta olan sui istimâlâtın ıslâh-ı tedâbir-i seriâsı mütâlaa ve müzâkere olunup doğrudan doğruya ahz-ı vergi etmek usûlünun peyderpey icrâsı kabil oldukça vâridât-ı Devlet-i Âliyyemin ilzâm olunması usûlünün yerine bu sûret iftihaz kılınıp usûl-u hâliye cari oldukça memûrin-i Devlet-i Âliyyem ile mecâlîs âzâlarının müzâyedeleri alenen icrâ olunacak olan iltizâmâttan birini derûhte ettirmeleri veya bir gûna hisse almaları mücâzât-ı şedide ile men kılınması ve tekâlif-i mahalliye dahi meh-mâ-emken mahsûlâta halel vermeyecek ve ticaret-i dahiliyeye mani olmayacak sûrette vaz’ ve ta’yin olunması

Yorumu: Vergi eşitliği ve vergi toplama usulünün düzenlenmesi kararlaştırılmıştır. Vergi hesaplamalarının üretim ve ticareti olumsuz etkilemeyecek şekilde yapılmasını üretim konusunda olumsuz etkiler doğuracak bir vergi sisteminden vazgeçilmesi karara bağlanmıştır.

  1. Ve saltanat-ı seniyyem tebaasından bulunanlar mekâtib-i şâhânemin Nizâmat-i mevzualarında gerek since ve gerek imtihanca mukarrer olan şerâiti ifa eyledikleri takdirde cümlesi bilâfark ve temyîz-i Devlet-i Âliyyemin mekâtib-i askeriye ve mülkiyesinde kabul olunması ve bundan başka her bir cemaati maarif ve hiref ve sanayie dair milletçe mektebler yapmağa mezun olup, fakat bu makûle mekâtib-i umûmiyenin usûl-ı tedrisi ve muallimlerinin intihâbı âzâsı taraf-ı şâhânemden mansub muhtelit bir meclis-i maarifin nezâret ve teftişi tahdında olmas

Yorumu: Din ve mezhep ayırmaksızın Osmanlı tebaasının devletin sivil ve askeri okullarına alınması kararlaştırılmıştır. Her cemaate kendi okulunu açma hakkı tanınmıştır. Gayrimüslim çocuklarının askeri okula kabulü 1863 tarihli karar ile başlamıştır.

  1. Ve verginin müsâvatı tekâlif-i sairenin müsâvâtını mûcip olduğu misillü hukûkca olan müsâvât dahi vezâifçe olan müsâvâtı müstelzim olduğundan Hıristiyan vesâir tebaa-i gayr-i Müslime dahi ahali-i İslâm misillü hisse-i itâsı hakkında muahharan verilen karara inkiyât mecburiyetinde bulunması ve bu hususta bedel vermek veya nakten akçe itâsıyla hizmeti fi’iliyeden muaf olmak usûlünün icrâ olunması ve İslâmdan maada tebaanın sunûf-ı askeriye içinde sûret-i istihdamları hakkında nizâmât-ı lâzıma yapılıp müddet-i kalile-i mümkine zarfında nesr ü ilân kılınması

Yorumu: Tanzimat Fermanı ile birlikte Gayrimüslim halka zorunluluk olarak askerlik görevi gelmiştir. Islahat Fermanı ile birlikte bu yükümlülüğü belli bir bedel doğrultusunda yerine getirebilmeleri kararlaştırılmıştır.

Islahat Fermanı’nın getirmiş olduğu düzenle birlikte, Müslüman ve Gayrimüslim halk hukukun birçok yerinde eşit hale geldiler. İbadethanelerle ilgili birtakım kolaylıklar, Gayrimüslimlerin kendi okullarını açma, ekonomik mülk ve mülk dokunulmazlığı, memur olma hakkı, eşitliğe dayalı bir devlet düzeni oluşturmayı amaçlayan Osmanlı Devleti Islahat Fermanı ile Gayrimüslim ile Müslümanlar arası eşitliği sağlamayı amaç edinmiştir.

Islahat Fermanı’nda Gayrimüslimlere verilen haklara vurgular yapılmıştır. Islahat Fermanı’nda; din ve mezhep serbestliği, Gayrimüslimlerin din ve mezhep konularındaki haklarının düzenlenmesi, Gayrimüslimlerin kendi aralarında çıkan anlaşmazlıkların çözüleceği bir adalet sisteminin getirilmesi, Gayrimüslimlerin askerlik yükümlülüğü ile ilgili düzenlemeler gibi konular bulunmaktadır.

Islahat Fermanı, “Osmanlılık” kavramını ülke içerisine yerleştirmeyi amaçlamıştır. Osmanlı Devleti dahilinde yaşayan herkesi Osmanlılık ilkesine bağlı olarak vatandaşlık bağı kurmayı amaçlamıştır ve metinde buna göre hazırlanmıştır. Bu görüş; tüm halkın hukuki, siyasi ve sosyal hayatta herkese din ve mezhep farketmeksizin eşitlik öngörmektedir.

 

Islahat Fermanı’nın gayrimüslimler için bir haklar beyannamesi olmasından ötürü çeşitli eleştirilere maruz kalmıştır. En çok eleştirenler ise Müslüman halktır. Çünkü devletin temelini onlar oluşturmaktaydı. Başka bir deyişle millet-i hâkime idiler. Fermanla birlikte bu özellikleri gidecek ve gayrimüslimlerle eşit olacak bir düzen gelecekti. Dolayısıyla eski rejime ve imtiyazlı sınıflarının gideceğinden ötürü Islahat Fermanı’na karşı çıkmışlardır.

Gayrimüslim halk ise başta Islahat Fermanı’na olumlu bakarken Müslümanlarla eşit hale geldikleri için mutluydular. Askere alınma mevzusu dışında Fermana karşı bir tepki çıkartmadılar. Ancak din adamları konumları ve ayrıcalıklarını kaybedecekleri korkusuyla fermana karşı tekliydiler. İznik Piskoposu Fermanı okuyup keseye koyarken “Allah verede orada kalsa” fermana karşı çıktığını görmüştür.

Islahat Fermanı’na gösterilen tepkiler; ilkelerin uygulanmasını zorlaştırmıştır ve badelerden bazılarının atılmasına sebep olmuştur. Bu Ferman o zamanki koşullar dolayısıyla kabul edilmesi zor bir belgedir. Zor olan belgenin maddelerinin kabulü değil o dönemki düşünce yapısıdır. Bu düşünce yapısı ortak bir vatan olmanın önüne geçmiştir. Bundan dolayı Ferman’ın belli maddeleri atılmıştır.

 

 

 

 

KAYNAKLAR

Demirci. F. (1999). Islahat Fermanı ve müsavat (eşitlik) meselesi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Yönetimi Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi Ankara.

Gümüş, M. (2008). Anayasal Meşrûtî Yönetime Medhal: 1856 Islahat Fermanı’nın Tam Metin İncelemesi. Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi, 47, 215-240.

Gülsoy, U. (1999). Islahat Fermanı. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, 19, 185-190.

Somel, S. A. (2007). Kırım Savaşı, ıslahat fermanı ve Osmanlı eğitim düzeninde dönüşümler.

Karadana. Ş. (2017). II. Abdülhamit döneminde İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin faaliyetleri, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Tarih Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Kahramanmaraş.

Bu yazı Son Yazılar kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın