Mezopotamyada Dinsel Ritüeller ve Dini İnanışlar

RİTÜELLER

 

Ritüeller Mezopotamya bölgesinde yaşayan kavimlerce kaynaşma ve sosyalleşme için önemli yer tutar. Ritüeller Mezopotamya inancı için önemli olup insanlarca titizlikle yerine getirilmişlerdir. Ritüeller rahiplerin başkanlığında gerçekleştirilmekte olup, kap-, taş, sopa, metal, kil gibi nesleler kullanılarak ya da sözlü olarak gerçekleşmektedir. Tanrıların seslerinin gür ve gırtlak yoluyla çıktığına inandıkları için rahipler de ritüellerde bu şekilde konuşur. Ayrıca ritüelin doğru bir şekilde yapılmaması tanrıları kızdıracağına inanılırdı. Ritüellerde değişiklik yapmanın etkisini bozacağına veya azaltacağına inanıldığı için ritüellere değiştirilemez özelliği yüklemişlerdir. Bazı önemli ritüeller mitoloji eşliğinde gerçekleştiği için mitolojinin de öneminin artmasını ve yayılmasını sağlamıştır[1]

Günlük Hayatta Yapılan Ritüeller 

 

Tapınağın uyanış ritüeli olan “Dik-Biti” ritüelin amacı tapınak personeli ve tanrıları kutsamaktır. Tanrılara karşı işlenen suçlar için af dilenip tanrılara birtakım ilahiler okunduğu bilinmektedir. Kapının açılış ritüeli olan “Pit Babi” ritüeli güneş doğarken dik-biti ritüelinden hemen sonra gerçekleştirilmektedir. Kahvaltı ve akşam öğünleri içinde ritüeller olup günlük ritüeller tapınağın kapanış ritüeli ile sona erer.

 

Aylık Olarak Yapılan Ritüeller

 

En önemli aylık ritüellerden birisi Enlil ve İştar’a et, hurma, zeytinyağı ve arpa sunma ritüelidir. Ritüel sırasında sunular sunulduktan sonra, tanrı ve tanrıçanın heykelleri temizlenir, bakımı yapılırdı.[2]

Aylık ritüellerden bir diğeri ise “Esasu” ritüelidir. Esasu kelimesi yeniden doğuş anlamına gelmektedir. Ritüelin amacı yeniden doğuşun felaketlerinden korkma ve güzelliklerinden faydalanmadır. Ritüel ayın safhalarına göre yerine getirilir ve uğursuz sayılabilecek ayın üç evresinden korunmak için yapılırdı. Ritüel için hazırlıklar yapılır, tapınak selamlanır, yürüyüş alayları düzenlenir ve kanlı kurban kesilirdi. Bu günlerde Enki’nin arınma banyosu yaptığı inancı doğrultusunda tanrı heykellerinin yıkanması da ritüelin önemli bir parçasını oluşturmuştur.[3]

Lubastu adı verilen tanrı giydirme törendir aylık yapılan ritüeller arasındadır. Yaz aylarından kışa geçilirken hazırlanan kıyafetler; özel kokular, tütsüler eşliğinde ve dekoratif eşyalarla birlikte giydirilmiştir. Aynı zamanda tanrılara tatlılar ve hayvan eti de sunulmasıyla ritüel tamamlanmıştır[4]

Mezopotamya halkı ölmüş olan yakınlarının ismini zikretmek ve su dökmekle ruhlarını rahatlatmayı amaçlamıştır. Ölmüş olan yakınlarının orada rahat yaşamasını sağlamak için ritüel esnasında yiyecek sundukları da görülmüştür[5]

 

Yıllık Olarak Yapılan Ritüeller 

 

Yıllık yapılan önemli ritüellerden birisi daha önce bahsetmiş olduğumuz “Kutsal Evlilik” ritüelidir. Halkın mutluluğu, refahı, bolluk ve bereketi arttırmak için yerine getirilmiştir. Ritüel bolluk ve bereketi simgeleyen tanrıça İştar’ı temsilen bir rahibe ve Dumuzi’yi temsil eden kralın birlikte olması ile gerçekleşmiştir.[6] Bu ritüelin gerçekleştirilmesiyle ülkeye bolluk ve verimlilik geleceğine ve halkın refah içinde yaşayacağına inanılmaktadır. Bu ritüel uzun bir dönem devam etmiştir.

Yıllık yapılan başka bir ritüel olan Aktitu ritüeli Türk kavimlerindeki Nevruz ile aynı zamanlarda yapılmaktadır. Bu bayramın temelinde yatan ana unsur, mevsimsel dönüşümler ve kozmik düzen arasındaki mükemmel ahenk ve ilişkilerdir.[7]

 

YARATILIŞ

 

Sümerler dünyanın yaratılmasının yeryüzü ve gökyüzünün birleşimi sonucu olduğuna inanıp bu sorumluluğu An, Enlik ve Enki’ ye vermişlerdir. Onlara göre yeryüzünün yaratıcısı Enki, gökyüzünün yaratıcısı da An’ dır.  Onlara göre insanların yaratılması mevzusu da şöyle gerçekleşmektedir. “Tanrılar için çalışan tanrılar artık yeterince çalıştıklarını düşünerek grev yapmışlardır. Hizmetleri yerine getirilmeyince sıkıntı yaşayacaklarını bilen tanrılar toplanıp çözüm aramışlar ancak bir çözüme ulaşamamışlardır. Bunun üzerine Ea kili kurban edilmiş bir tanrının kanıyla karıştırarak bir varlık yaratmayı önermiştir. Böylece Ea ince ve keskin zekasıyla hem insan hem tanrılık özellikleri taşıyan varlığın tasarımını yapmıştır. Böylece ana tanrıça insanı yaratmıştır. Ancak insanlar çok çabuk üreyip, çoğaldığı için gürültüleri tanrıların huzurunu bozmuştur”[8]

Büyüler

 

Mezopotamya toplumlarında büyü konusu çok önemsenen bir konu olmuştur. Bedene giren hastalıklara cinlerin sebep olduğuna inanmışlar ve bu hastalıklardan kurtulmak için çeşitli büyüler yapmışlardır. Bu büyülere genel olarak “aşipu” adı verilmiş olup, büyünün uygulanması ile ilgili ayrıntılar kaynaklarda yer almıştır[9] Mezopotamya kavimleri büyüyü iyi büyü ve kötü büyüler olarak ikiye ayırmışlardır. Diğer toplumlarda olduğu gibi kötü büyüler yasaklanmasına rağmen yapılmaya devam etmiştir.

Kara (kötü) büyünün yapılması aşamasında yapılacak olan kişiye ait şahsi eşyaların kullanımlar dikkat çekmektedir. Kara büyüye maruz kalan kişinin hayatında olumsuzluklar baş göstermiştir. Kişinin geleceği düğümlerle engellenmiş olup bu düğümlerin anahtarlarının ak büyücülerde olduğu söylenmektedir.

 

Kahinler

 

Kahinler tanrıdan almış oldukları emirleri insanlara yayar yoruma açık emirlere kendi yorumlarını getirirlerdi. Bu tarz kâhinlik modeline esinli kâhinlik denilmiş ve eski Mezopotamya’da kendine çok yer bulamamıştır. Kâhinliğin diğer bir türü olan dolaylı kâhinlik ise kendine daha fazla yer bulabilmiştir. Bu kâhinlik modelinde tanrılar söylemek istediklerini bizzat kendi sesleri ile iletmemiş, mesajlarını alıcılarına belli kodlar yoluyla aktarmışlardır. Bu kodların anlamını bilen kâhinler, mesajda ne denilmek istendiğini çözmüş ve gelecekle ilgili çıkarımda bulunabilmiştir.[10]

 

Rahibeler

 

Mezopotamya şehir devletlerinin merkezinde bulunan tapınaklarda özel görevler ifa eden din kadınlarının hukukunun kanunlarca belirlenmiş olması, tapınakların devletin önemli bir müessesi olduğunu da göstermektedir. Ayrıca tapınaklarda çalışan bu din kadınlarının kendi aralarında sınıflara ayrılması, her birinin farklı görevlerde bulunması, farklı unvan veya isimlerle adlandırılmaları en önemlisi de aralarında belirli bir hiyerarşinin olması bu dinî müessesenin gelişmişliğine işaret etmektedir.[11] Ayriyeten kutsal evlilik törenine katılmış olan rahibeler ayrı bir sınıfta olup diğer rahibelerden farklı konumlardadırlar.

Mezopotamya toplumlarında din kadınları hakkında bilgi veren kanunlar ve diğer hukuki metinler Sâmi kavimler tarafından oluşturulmuşlardır. Çoğunlukla Sumerce ideogramlarıyla gösterilen çeşitli mertebelerde din sınıfına mensup kadınların hak ve fonksiyonları hakkında özellikle Hammurabi kanunlarında önemli ölçüde bilgi verilmektedir[12]

Tapınaklar

 

Mezopotamya’da en önemli görevlerden birisi tanrılar için tapınak inşa etmektir. Mezopotamya hükümdarları M.Ö. III. binyılın sonundan itibaren ithaflı ve anma yazıtlarında çok sayıda tapınak inşa ettikleri ve var olanları tamir ettikleri ile övünmüşlerdir[13].

Tapınakların tanrıların evi olduğuna ve tanrıların burada insanlarla birlikte oturduğuna inanılmıştır. Bu tapınakların adı Ziggurat olup yedi kat yüksekliğinde inşa edilmiştir. Tapınaklarda oturduğu düşünülen tanrılara tapınak görevlileri bakmakla yükümlüdür. Mezopotamya’da bulunan tapınakların en bilineni “Babil Kulesi”dir. Bu tapınak her biri ötekinden küçük olarak üst üste yapılmış sekiz kattan oluşmaktadır ve en küçüğü bütün ülkenin üstünde yükselmektedir. Bunun da üzerinde tapınak bulunmaktadır. Temeli doksan metre genişliğinde olan tapınağın yüksekliği de aynı ölçüdedir. Birinci kat 33 metre, ikinci kat 18, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı katlar 6 metre yüksekliğindedir. Babil’in tanrısı Marduk’un tapınağı 15 metredir ve çatısı altınla kaplanmış olup mavi tuğlalarla süslenmiştir[14]

 

SONUÇ

 

Mezopotamya bölgesi Fırat ve Dicle nehirleri arasında olup tarih boyunca birden çok devletin istilasına uğramıştır. Farklı dine ve ırka mensup kişilerin bölgeye gelmeleri ile birlikte yerleşiş bir yaşam alanı oluşmuş ve kültürü çeşitlenmiştir.

Sümerlilerin bölgeye MÖ 4. Binyılın içerisinde geldiği tahmin edilmekle birlikte burada şehir devletleri kurarak bölgede yerleşik hayatı başlatmışlardır. Tarım ve avcılıkla bölgede geçinen Sümerlilerin yazıyı bulmasıyla MÖ 3000 li yıllardan sonraki kayıtları ulaşabilmekteyiz.

Bu kayıtlar bakılıp incelendiği zaman bölgede yerleşik hayat, siyaset ve sosyal yaşam  dine göre şekil aldığını görmekteyiz. Yazının olmadığı dönemlerde sosyal hayatı düzenleyen ön önemli unsurun din olmasıyla birlikte yazı icad edildikten sonra hukuk kurallarını çıkartmada, sosyal hayatı düzenlemede, sosyal aktivite ve geleneklerde dinin etkisi ön plandadır.

Sümerliler Mezopotamya Bölgesine gelip burada kurdukları her şehir başına bir tanrı seçerek dinde çeşitliliği sağlamışlar ve Mezopotamya panteonuna birçok tanrı katmışlardır.  Onların inancına göre; şehir tanrınındır tapınaklar ise tanrının evidir. Her tanrı kendi şehrini korur ve gözetir. Adaleti sağlar şehre bolluk ve bereket getirir. Bu nedenler doğrultusunda bazıları her gün bazıları ise belirli zamanlarla olmak üzere çeşitli bayram ve törenler düzenlemektedirler. Tanrılarının onları gözetip kollaması için kurbanlar keserler adaklar adarlar. Aynı zamanda da tanrılarından korkarlar ve nefretini göstermemesi için de törenler yapıp kurbanlar keserler. Bu bayramlardan en çok göze çarpanı ise Yeni Yıl Bayramı içerisindeki “kutsal evlilik” törenidir.

Sümerler aynı zamanda başına geldikleri her bir olay için bir tanrı ismi koymuşlar ve onlara da saygılarını göstermişlerdir.  Sümerler ’den sonra bölgeye gelen Sami kavimleri Sümerlerin bazı tanrılarını benimserken bazılarını benimsememişlerdir ve kendi tanrı isimlerini kullanmışlardır. Bazı Sümer tanrılarının ise isimlerini değiştirerek kendilerine empoze etmişlerdir. Onlarda Sümerliler gibi tanrıları için bayramlar kutlayıp törenler, ayinler düzenleyerek tanrılarını hoşnut etme çabasına girmişlerdir.

Din olgusunun Mezopotamya’daki yaşam üzerinde etkin bir güç olduğu yok sayılamaz. Çünkü hazırlanan kanun ve yasaların bile temelinin dine dayandığını görmekteyiz. Hammurabi ve Urukagina Kanunları bunlara örnektir. Mezopotamya uygarlıklıkları için Kral tanrının yeryüzündeki gölgesidir ve kralın hazırlamış odluğu her kanun söylemiş olduğu her söz tanrının sözüdür. Bu sebepten ötürü krallar otoritelerini halka benimsetebilmiş ve çıkardıkları kanunları uygulayabilmişlerdir. Hazırladıkları kanunlar da da tanrılarına övgü dolu sözler söylemişler ve onlara gereken saygılarını göstermişlerdir.

Dinin sosyal yaşamdaki bir etkisi de kehanet ve büyülerdir. Hastalıkları iyileştirmek için ya da yapacakları olaylar hakkında kişiler sürekli olarak kahinlere danışır ve ona göre hareket ederlerdi. Bu çerçeve içerisinde kahinlerde din sayesinde toplumca saygı gören kişiler olmuşlardır.  İnsanlar tanrılarına tapmak için tapınaklar inşa etmiş ve buraların güvenliğini sağlamışlardır. Ayrıca tapınağa günlük yiyecek, hububat tarzı eşyalar getirerek tanrılarını memnun etmeye çalışmışlardır.  Din Olgusu dünyanın birçok kavminde olduğu gibi Mezopotamya kavimlerinde de önemli olmuştur. Onlar için din devlet için vazgeçilemeyecek bir güç olup onu güçlendirmek için uğraşmışlardır

 

 

DİPNOT

 

[1] Özge Dönmez, Eski Mezopotamya’da dini inanışlar (Yüksek Lisans Tezi) Sinop Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, Sinop 2019 s. 15

[2] Ö. Dönmez a.g.m s. 16

[3] Kürşat Demirci, Eski Mezopotamya Dinlerine Giriş, Ayışığı Kitapları, İstanbul, 2013 s. 59

[4] K. Demirci, a.g.e s. 60

[5] Ö. Dönmez, a.g.m. s. 16

[6] Ebru Uncu Eski Mezopotamya ve Yunan dünyasında din ve tanrılar, Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Eskiçağ Tarihi Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Denizli, 2011, s. 29

[7] Ö. Dönmez, a.g.m s. 17

[8] Ö. Dönmez, a.g.m s. 20

[9] Ali Narçın, A’dan Z’ye Asur, Ozan Yayıncılık, İstanbul, 2008 s. 31

[10] Ö. Dönmez, a.g.e s. 14

[11] Kılıç, Y., & Duymuş, H. H. Eski Mezopotamya’da Din Kadınları (Rahibeler). Türkiye Sosyal Araştırmalar Dergisi, 1. 2009.  s. 162,163

[12] Kılıç, Y., & Duymuş, H. H, a.g.e s. 163

[13] Ebru Uncu Eski Mezopotamya ve Yunan dünyasında din ve tanrılar, Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Eskiçağ Tarihi Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Denizli, 2011. s. 22

[14] Uncu. E a.g.e. s. 23

 

 

KAYNAKÇA

Demirci, K, (2013), Eski Mezopotamya Dinlerine Giriş, Ayışığı Kitapları, İstanbul

Dönmez. Ö. (2019). Eski Mezopotamya’da dini inanışlar, Sinop Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Sinop

Elvan. E. (2014). Eski Yakındoğu’da Din Siyaset İlişkisi, Pamukkale Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Ana Bilim Dalı, Eskiçağ Tarihi Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi Denizli.

Kılıç, Y., & Duymuş Hanım. H. (2009). Eski Mezopotamya’da Din Kadınları (Rahibeler). Türkiye Sosyal Araştırmalar Dergisi, Yıl, 13, 1.

Narçın, A. (2008), A’dan Z’ye Asur, Ozan Yayıncılık, İstanbul.

Uncu, E. (2011) Eski Mezopotamya ve Yunan Dünyasında Din ve Tanrılar, Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Denizli.

Bu yazı Din Tarihi, Genel kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın