Nitelikli eğitim

Nitelikli Eğitimde Eğitim Standartlarının Ve Eğitim Denetimin Gereği Ve Önemi

8165524182_4f44db175c_o - SalesSeek Blog

Giriş

Geleneksel olarak, denetim ve denetim, eğitim sisteminde verimliliği ve hesap verebilirliği sağlamak için önemli araçlar olarak kullanılmıştır. Daha sonra denetim ve denetim terminolojilerinin taraftarları farklı ülkeler tarafından farklı şekillerde kullanılır. Teftiş, okul gelişiminin değerlendirilmesine ve değerlendirilmesine odaklanan yukarıdan aşağı bir yaklaşımdır ve denetim, öğretmenlere mesleki gelişimleri ve gelişimleri için rehberlik, destek ve sürekli değerlendirme sağlamaya odaklanmaktadır.

“Eğitim denetimi” terimi, öğretilecek konuya ilişkin hazırlık uygulamalarının ve değerlendirme kriterlerinin ve konu dışı işlevlerin kontrol edilmesi anlamına gelir. Bu çalışmada, ilgili branş üzerindeki bazı yazılardan yararlanarak, “kesintisiz ilerleme” temelli öğretimin teftişi yeni bir spektrum olarak geliştirilmeye çalışılmıştır.

 

Mevcut Durum

Öğretim denetimi, mesleki gelişim ve öğretmen değerlendirmesi arasında açık bir bağlantı vardır. Öğretim denetiminin genel amacı öğretmenlerin gelişmesine yardımcı olmaktır ve bu gelişme öğretmenlerin bildikleri, öğretim becerilerinin geliştirilmesi ve öğretmenin daha bilinçli mesleki kararlar verebilme yeteneği üzerinde olabilir.  Öğretim denetimi, meslektaşlık ve mesleki gelişim üzerine odaklanarak, etkili bir öğretmenlerin mesleki gelişimi için önemli bir araçtır. Öğretim denetimi “öğretmenin büyümesiyle ilgili, öğretim performansında iyileşme ve daha fazla öğrenci öğrenmesine yol açan örgütsel bir işlevdir[1].

 

 

Denetim otoriteleri öğretmenlerin gelişmesine ve güçlenmesine yardımcı olmak için yapabilecekleri her şey mesleki gelişimi teşvik etmek için bir yatırım haline gelir  Benzer şekilde, mentorluk, akran koçluğu, bilişsel koçluk ve diğer mesleki denetim yaklaşımlarına ihtiyaç duyarlar. Çoğu deneyimli öğretmen, sürekli profesyonel büyüme ve gelişmeyi teşvik edecek işbirlikçi ve kendi kendine yönlendirilen denetim uygulamalarından yararlanabilir.

Avrupa Birliği (AB), ortak sorunlarını çözen ve kaynaklarını, bilgi ve teknolojilerini bir arada kullanan yirmi yedi Avrupa ülkesinden oluşan gelişmekte olan bir bölgesel entegrasyon. Türkiye’nin bu sürecin bir parçası olması için, AB düzenlemelerini ve gerekliliklerini takip ederek AB ile ilişkileri sürdürmektedir. Türk Eğitim Sisteminin gelişimini AB ile uyumlu hale getirmek için bazı iyileştirmeler yapılmaktadır. Üye olmak için Türkiye’nin eğitim kalitesi artırılıyor ve Türkiye Avrupa Birliği’nin eğitim politikaları sistemini izliyor[2].

 

 

Avrupa Birliği Maastricht Antlaşması ile 1992 yılında kurulmuştur. Birliğin amacı, üye devletlerin ekonomik, sosyal ve kültürel işlerin çeşitli boyutlarındaki ortaklıklarını ortaklık yoluyla yükseltmektir. Sokrates, eğitim alanında işbirliği için eylem programı 1995 yılında başlamıştır. Sokrates sekiz sektörde faaliyetlerini desteklemekte ve yakın işbirliği ile gerçekleştirilecek bir dizi eylemle kaliteli eğitimin geliştirilmesine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Üye Devletler. 1993 yılında yapılan Kopenhag Zirvesi’nden bu yana, Avrupa Birliği’ne entegrasyon amacıyla, Türkiye’de eğitim alanında birçok reform eylemi gerçekleştirilmiştir. Ancak, Türkiye’deki eğitim standartlarını bu düzeylere yükseltmek o kadar kolay değildir. Avrupa Birliği Üye Devletlerinde onlarca yıldır karşılaşılan ciddi sorunlar nedeniyle varlığını sürdürmektedir. Türk eğitim sisteminin temel sorunları şunlardır: okul öncesi, orta ve yükseköğretim seviyelerinde okullaşma oranı düşüktür. Nüfus artış hızı, Avrupa Birliği Üye Devletleri’ndeki nüfus artış oranlarına kıyasla oldukça yüksektir. Eğitime bütçe tahsisi tatmin edici olmaktan uzaktır. Sonuç olarak, Türk eğitim sisteminin her düzeyinde bazı eksiklikler bulunmaktadır. Bununla birlikte, Türkiye, Avrupa Birliği Üye Devletlerinin eğitim sistemlerine entegre olabilmek için tüm bu sorunları en kısa zamanda aşmak zorundadır[3].

Genel olarak küreselleşme, ülkeler arasında ekonomik, sosyal ve politik ilişkilerin yayılması ve geliştirilmesi, sermaye faaliyetinin artırılması, ideolojik farklılıklara dayalı kutuplaşmanın gevşetilmesi, farklı sosyal kültürler, inanç ve beklenti ile iyi bilinmesi, ülkeler arasındaki ilişkilerin yoğunlaştırılması ile ilgili gerçekleri içerir. . Küreselleşmede eğitim, sürekli öğrenmeyi, bilgiyi bilmeyi, bilge olmayı, bilgiyi üretmeyi, bilgi ile yaşamanızı sağlayan süreçtir. Küreselleşmede yeni bilgi ve iletişim teknolojisi için önemli bir yer var. Bu nedenle öğretmen, bilgi ve iletişim teknolojisini kullanan ve bunları faydalı kılan kişi olmalıdır. Okullar, eğitim programlarını küreselleşme açısından değiştirmelidir. Bu anlamda eğitim sistemi, okul çağında küresel düşünebilen öğrenciler yaratmalıdır. Amaç, küresel düzeyde sorumluluk alan ve tutum alabilen gençler yaratmak olmalıdır. Üniversitelerde öğrenci değişimi küresel süreçte olan ülkeler arasında yaygın olmalıdır[4].

 

 

Sonuç ve Öneri

 

Günümüz modern okullarında işbirliği ve mesleki anlamda çok önemlidir. Denetime yönelik işbirlikçi yaklaşımlar temel olarak öğretmenlerin ve bir okulda veya öğretim ortamında yeni olanların daha deneyimli meslektaşlarının uygun desteği ile yardımcı olmaya yöneliktir. Bu bağlamda, mesleki ve işbirlikçi desteğe ihtiyaç duyan bir öğretmen “profesyonel büyüme için ihtiyaçların mevcut olmadığını, gelişime doğru ilerlemek için meslektaşlarından ve diğer kaynaklardan geri bildirim alınması gerektiğini” fark etmelidir.

Eğitim bağlamı sürekli değiştiği için, öğretmenlerin değişen koşullara yanıt olarak neler olduğunu yansıtmak için profesyonel ve etik sorumlulukları olmalıdır. Böylece, akran koçluğu, bilişsel koçluk veya mentorluk gibi kolektif yansıma uygulamalarına ve öz-değerlendirme yansıtıcı uygulamalara katılabilirler.  Öğretmenler kendi gelişimlerine ve denetimlerine aktif olarak katılmak istediklerinden, değerlendirme sürecinin sahipliğini almaları gerekir.

Profesyonel büyüme planları “bireysel hedef belirleme faaliyetleri, öğretmenlerin öğretimle ilgili geliştirdikleri ve yürüttükleri uzun vadeli projeler” olarak tanımlanmaktadır  Bu, öğretmenlerin bu hedeflere ulaşmak için amaçlanan çıktılar ve planlar belirleyerek öğretimsel ve mesleki hedefleri üzerinde düşünmeleri anlamına gelir. Öğretimsel denetim yaklaşımının bir parçası olarak mesleki büyüme planlarında, öğretmenler, geliştirmek istedikleri becerileri seçer.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

Özmen, F., & Güngör, A. (2008). Eğitim denetiminde etik. İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 9(15), 137-155.

Demirkasımoğlu, N. (2011). Türk Eğitim Sistemi’nde bir alt sistem olan denetim sisteminin seçilmiş bazı ülkelerin denetim sistemleri ile karşılaştırılması. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi.

Gedikoğlu, T. (2005). Avrupa Birlii Sürecinde Türk Eitim Sistemi: Sorunlar ve Çözüm Önerileri. Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 1(1).

Dağli, A. (2007). KÜRESELLEŞME KARŞISINDA TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ. Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi, (9), 1-13.

[1] Özmen, F., & Güngör, A. (2008). Eğitim denetiminde etik. İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi9(15), 137-155.

[2] Demirkasımoğlu, N. (2011). Türk Eğitim Sistemi’nde bir alt sistem olan denetim sisteminin seçilmiş bazı ülkelerin denetim sistemleri ile karşılaştırılması. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi.

[3] Gedikoğlu, T. (2005). Avrupa Birlii Sürecinde Türk Eitim Sistemi: Sorunlar ve Çözüm Önerileri. Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi1(1).

[4] Dağli, A. (2007). KÜRESELLEŞME KARŞISINDA TÜRK EĞİTİM SİSTEMİ. Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi, (9), 1-13.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş ve , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın