reformlar

Giriş

 

Reform nedir?

 

Bir reform hareketi, hızlı veya köklü değişiklikler yerine, kademeli bir şekilde değişmeyi veya topluluğun bazı yönlerini değiştirmeyi hedefleyen sosyal hareket türüdür. Bir reform hareketi devrimci hareketler gibi daha radikal toplumsal hareketlerden farklıdır. İlk olarak reform katolik kilisesinin bozulması ve dahi amaçlardan uzaklasması üzerine 16.yüzyılda Almanya’da baslayarak diğer Avrupa ülkelerine yayılan dini alandaki yeniliklerle ortaya çıkmıştır. Reform’un anlamının aslında milletin ve devletin yararina yapılmak istenen yenilikler olduğunu kavradığımızda ,her alanda yapılabileceğini öngürebiliriz. Örneğin: dini,tarım,eğitim kamu vb. gibi.

Bu ödevimde kamu reformu konusuna yoğunlaşacağım.

Kamu reformu ile ilgili politikalar, her yönetimin bürokrasiyi düzene sokmaya yönelik standart insiyatifidir. Kamu sektörü reformu, kurumların ve süreçlerin iyileştirilmesi için modernizasyon, dönüşüm ve profesyönelik açısından yenilikler getiren bir mekanizmadir. Reform çalışmaları, yeniden yapılanma, yeniden düzenleme ve ekonomi, verimlilik, etkinlik, şeffaflık, sosyal büyüme, yenilik ve iyi yönetim ilkelerine bağlı rasyonalizasyon şeklinde mevcut liderlerin önceliğine bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

Honk Kong hükümeti tarafindan da belirtildiği üzere “Kamu sektorü reformu,kamu sektöründe uzun vadeli verimlilik iyileştirilmeleri yapmak ve topluma daha iyi hizmet sunmak amacıyla mali ve yönetim reformları programıdır”(scott 1994,95)

 

Reformlardan ve harici olarak kamu reformlarından bahsettikten sonra Osmanlı Devlet’inden ve daha da spesifik olarak tanzimat döneminden bahsetmek istiyorum. Tanzimat dönemi, Osmanlı Devleti için batılaşma sürecinin başlangıcını teşkil etmektedir. Çoğu reform gibi, Tanzimat dönemindeki yapılan reformlar da devleti yeniliğe, ileriye götürme amacında olduğu gibi, diğer taraftan çöküşte olan Osmanlı Devleti’nin bu durumdan kurtarma amacıyla düşünülmüştür. Özellikle kamu yönetimindeki köklü değişikler halk ve saray tarafından çekimser karşılanmış, fakat gelişen dünya sartlarında tek çare olarak bu yola başvurulmuştur. 1839’da ilan edilen Tanzimat Fermanı ile Osmanlı Devleti yeni bir süreç içerisine girmiştir. Çünkü merkeziyetçi yönetim anlayışının yol actığı bürokratik devlet yapılanması sonucu kamuda, zayıf, yavaş ve hiyerarşik bir hizmet anlayışı süre gelmiştir. Bürokrasinin yola açtığı sıkıntılar günlük hayatın her alanında hissedilmeye başlamıştır.

İnceleyeceğimiz dönem, devlet anlayışında ve iradesinde geleneksel sistemdeki bir kırılmayı ve modernleşmenin başlangıcını ifade etmektedir.(inalcık:1964:603)

Tanzimat Fermanı ile başlayan idari ıslahatlarla Osmanlı yönetim yapısı değişmiş, asker-sivil bürokrası karşısında din olgusu gerileyerek kamusal alandaki bazı görevlerini sıvıl kurumlara bırakmıştır. (Dursun 1992:603)

Osmanlı devleti batılı ülkerlerdeki milliyetçilik, sanayileşme ve ulus devlet söylemlerinin etkisiyle, varlığının devamlılığını için kapsamlı köklü değişiklikler yapmak zorunda kalmıştı. Bu amaçla 2. Mahmut’un hazırlığına başladığı Tanzimat Fermanı, 1839 yılında Mustafa Reşit Paşa’ın Gülhane Hattı Hümayun’ın okunmasıyla vuku bulmuştur. (Sencer: 1984)

Tanzimat Fermanını kendinden önceki benzerlerinden ayıran sey, ilk kez hükümdarın kendi iradesiyle kendi salahiyetlerine sınır getirdiği ,hukuken bağlayıcı bir yazılı senet olarak yayımlanması ve hükümdarla hükümet arasında kamuya açıklanmış bir sözleşme olmasındandır.( Abadan 1999:34) Bu anlamda reform adına Osmanlı tarihinde cok önemli bir yeri vardır.

 

Osmanlı Devleti’ni her alanda reform’a kadar sürükleyen sebebler nelerdir?

 

  • Dünya haritasında zor günler geçiren devletin mısır ve boğazlar konusunda ( dönemde yaşanan Osmanlı-Mısır sorunu) Avrupanın desteğini almak

 

  • Avrupalı Devletlerin iç işlerine karışmasına engel olmak

 

  • Devleti ve toplumu demoratik bir yapıya kavuşturma isteği ile kamusal reformlar yapmak

 

  • Osmanlı uyruğunda bulunan bütün vatandaşlarına eşit haklar verilerek avrupa devletlerinin Osmanlıların içişlerine karışmasını önlemek, Azınlıklar ve Avrupa üzerinde olumlu bir etki yapmak Avrupalı Devlerin destiğini sağlamak ve imparatorluğu yenide toparlamak

 

  • Azınlıkların isyanlarını önlemek

 

  • Müslüman ve Hristiyan bütün halkın namus,ırz,cam ve mal güvenliğinin sağlanması, Askerliğin düzenli bir şekle sokulması

 

  • Vergilerin düzenli bir yönteme göre belirlenmesi ve toplanması

 

 

Bu dönemdeki kamu yönetimi reformlarda nelerdir?

 

 

  • Eyalet sistemini temel alan taşra örgütlenmesi yerini Fransa’dan örnek alınan vilayet sistemine bırakacaktır. Bu anayasal hareket Osmanlının ilk kez yönetsel alandaki yeniden düzenleme gereksinimi sonuca başlamış ve devletin siyasal-bürokratik kurumlarının değişimi için önemli bir adımdır (Parlak,2007 S.1)

 

  • Gerek Tanzimat Fermanı gerekse yönetsel sistemi düzenlemeye yönelik girişimler temsil ve yasama işlevlerine sahip kurumlarının gelişmesi yoluyla genel olarak salt anayasal hükümete katkı sağlamış , öte yandan Osmanlı devletindeki çeşitli halkların ve memleketlerin bu dönemde üstü kapa ya da açık olarak anayasal haklar elde etmelerine kaynalık etmiştir. (carter ,1994, s.189)

 

  • Tanzimat ile gelenekçi ve şeriatçı devlet anlayışından cok fazla ödün vermeden, devlet telakkisinde ve idari görüntüden modern kavramlar getirilmiş, idare yeniden düzenlemeye çalışılmıştır.

 

  • İltizamın yerini bab-i ali’nin taşraya tayin ettği muhasıllar aldı. Taşrada muhasıllara mali düzeni sağlamada yardımcı olacak muhasıllık meclisleri kuruldu. Eyaletlerde bu görevi veliller yerine getirmekteydi. Beklenen verim alınamadığından zamanla bu sistem kaldırıldı, meclisler kapatıldı ve yerini memleket meclisleri aldı. Sancaklarda meclis baskanı kaymakam vilayetlerde ise valilerdi. Bu yapılanmanın 1842-1849 yılları arasında Tanzimat’ın taşra örgütlenmesinde önemli etkileri olmuştur. (çadırçı-1993-s.4)

 

               İltizam:  Osmanlı Devleti gelirlerinin bir bölümünün belli bir bedel karşılıgında devlet tarafindan kişilere devredilerek toplanması yöntemi

 

Muhasıl: Devlete ait gelirleri tahsil eden memurları

 

  • Hem merkeziyetçi bürokratik ve otakratik gelişmeler olurken hem de adem-i merkeziyetçi gelişmeler yasanmaktaydı. Merkeziyetçilik çağında yerel yönetimlerin gelişmeye başlaması Türkiye icin yerel yönetim geleğinin başlangıcı sayılır. Muhasıllık meclislerde yerel temsilcilerin seçim ve atama yoluyla gelmeleri bu başlangıcın doğuşudur. Ancak ortak idare ve siyasal konularda kanaat beyin edip idare kullanmalari ile de yerelleşmeye gidişi başlatılmıştır.(ortaylı 1985 s.31)

 

  • Yürütme organında bakanlık sistemine geçilmesi sonrası 1836’da mülki işlere bakan Bab-i ali ‘deki kethüdalık kurumu umur-u mülkiye netaeti (içişleri bakanlığı) haline getirilmiş ve bir de müşteşar atanmıştır .Hariciye işlerine bakan Reisülmüttaplık da, hariciye mesareti’inde ( Dışişleri bakanlığı’na ) dönüştürülmüştür. (akyıldız 1993:305-306)

 

  • Tanzimattan sonrada Umur-u maarif nezaeti (Milli Eğitim Bakanlığı-1856 ) kurulmuştur. Böylece devlet daireleri bakanlıklar seklinde düzenlenerek her bakanlığa bir müsteşar atanmıştır

 

  • Tanzimat fermanının ilanı ile birlikte valilerin yetkileri kısıtlanmış, özellikle mali işlere doğrudan karışmaları önlenmiştir. Kurulmaya çalışan modern merkeziyetçi yönetim, merkez karşısında yereli de tanıyan bir anlayış içermektedir.

 

  • Nahiyeyi, kaza ve köy arasında yeniden tanımlayarak,idari hiyerarşiye yeni bir birim eklenmiştir. Nahiye örgütü, kıta sınırları içindeki köy ve ciftliklerin yakınlıklari ve ilişkilerine göre bir veya birkaç daireye ayrılmasıyla oluşmaktadır. (Davison :1997 :168-173)

 

  • İl ve özel idareleri Osmanlı döneminde 1864 tarihki vilayet nizamnamesi ile kurulmuştur. Bu nizamname ile eyalet yerine vilayet (il) düzeni benimsenerek, il yönetimi genel ve özel üzere ikiye ayrılmıştır. 1871 tarihli idare-i umumiye vilayet Nizamnamesi bu yönetimleri, özerk birer yerel yönetim birini olmaktan cok ,bir tür “danışma meclisi” olarak öngürülmüştür. 1913 tarihli idare-i umumiye-i vilayet kanun-u muvakketi ise il özel idaresinin organlarını görev ve yetkilerini,gelir kaynaklarını düzenlemiştir (ıceleş 2000:139)

 

  • Bu geçici kanun, valiye merkezi oteritenin ildeki ajanı ve denetleyicisi rolünü vermiştir.(parlak; 2005:180)

 

  • Reformlarla birlikte mahalle ve köylerde muhtarlık kurulmaya başlanmıştır. Bu durumda, mahalle sakinlerine alınan vergileri paylaştıran mahalllerde, her sınıf halk için seçimle gelen iki muhtarın bulunması öngörülmüştür. Eğer bir cemaat yirmi haneden azsa, ikinci muhtarını seçemeyecek, yanlız bir muhtar olucaktır. Seçimden sonra muhtarlar kazaya bildirerek kaymakamın emriyle tayin olmucaklardır. Burda baska karma köylerlde her cemaatin kendi ihtiyar meclisi olucaktır (ortaylı 2000, 112-114)

 

  • Devletin güçlendirilmesi ve büyütülmesi olarak özetlenebilecek reform çağının ekonomi alanında değişmelere yol acan faaliyetlerin başında, merkezi hazineye ait kaynakların arttırılması talesi yer alır. 18. Yuzyil boyunca, çeşitli desatirilizasyon eğilimleri icinde çoğalan aracıların giderek hazineye intikal eden bölümünü düsürdükleri,vergi gelirlerinin artan bölümünü devlet tarafından hazineye intikal ettirme girişimi, 18.yüzyılın sonlarından itibaren merkezileştirme ile paralel olarak yürütülen ilk faaliyet olmuştur. Tımar ve zeametleri mukaataalaştırmanın hızlanması, makineleştirmenin dondurulması ve ayanlar tarafından kontrol edilmekte olan kaynaklarin merkeze transferi, mali alandaki faaliyetlerin esas bölümünü oluşturdu. Aynı yıllarda özel teşebbüse de fabrika kurması icin ceşitli teşviklerler kolaylıklar gösterildi. Getirilen teşviklerin en önemlisi 7-15 yıllık imtiyat süresi tanimakti. Batı idari kolaylıklar da sağlandı. Ancak nadir hallerde taninan 1-2 yıllık gümrük muafiyeti dısında, devletin fiskel fedakarlığını içeren herhangı bir kolaylık düsünülmedi. Bütün bu faaliyetler icinde fedakarlik olarak nitelenilebilecek yegane uyguluma bu faaliyetlerin sona erdigi 1850 yılında tanına gümürk muafiyetidir. Ve o da sadece devlet fabrikalarına munhasır olmuştur.

 

  • Gümrüklerde, yayılma süreci ile birlikte ekonımi üzerindeki vergi yükünü ağırlaştıran bir diger gelişme 18.yuzyılın ilk çeyreğindeki balmumu, buğday gibi mallarda, tarifedeki normal gümrük vergisinde alınmak üzere vaat ek verginin ,1760’lardan itibaren iç ticari mübadeleye de temsil edilmiş olmasıdır. Vergi yükünün ağırlaşması 1838 tarihli Osmanlı – İngiliz Ticaret antlaşmasında sadece ihracattan alınması öngörülmüş olan %12 oranındaki gümrük vergisinin 1840 yılında itibaren iç gümrüklerde de uygulamaya konulması ile en yüksak noktasına ulaştı.

 

  • Tanzimat hareketi, birbirinden farklı yönlerde hareket eden ve farklı etkilere sahip olan hareketlerin yıprattığı Osmanlı Devlet yapısına güç ve dayanıklılık kazandırma, siaysi birligi sağlama ve bu birliğin dayandığı yapısal unsuları güçlendirme amacından doğmuştur. 19. yüzyılın ilk yarında Osmanli siyasi bünyesi bir çöküş manzarası arz ediyordu. Devletin dayandığı askeri ve teoratik yapı geçerliliğini kaybetmeye baslamisti .Yenilgilerinde etkisiyle gittikçe artan bir disiplinsizlik orduda hakim olmus ve bu kurum nüfüs ve itibarini kaybederek devletin otoritesinin koruyucusu olma konumundan uzaklaşmştı. Avrupadaki ulusalcı ve devrimci hareketler Osmanlı tebaası arasında uyanışlara neden olmuştur. Yabancı devletlerin etkileri, kapitülasyonların baskısı ve kayıtsızlık bu uyanışı körüklemiştir. Bu şartlar, ayrılma eğilimine sahip olan unsurları yeni ilkeler etrafında toplayarak farklı unsurlar arasında birliği oluşturacak, düzeni tesis edecek ve ortak amaçların yerleşmesini sağlayacak güçlü bir yapıya ulaşmayı esas alan merkezi bir idarenin kurulmasını kaçınılmaz kılmıştır.(Abadan,1999;33;34)

 

  • Tanzimat Fermanı’nda, padişahın Hatt-ı Hümayünü’nda ve sxadrazam talimatlarında maliye için konulan genel esaslar; devlet gelirlerinin doğrudan hazineye gelmesi ve her türlü masrafın hazineden ödenmesi, can ve mal emniyetinin sağlanması, Tekalif-i örtiye ve ihtisap (ben de anlamadım,internette bulamadım da) rüsumunun lağvedilerek herkese, sayımı yapılacak olan malına ve servetine göre vergi konulması, bütün memurlara maaş tahsisatı yapılmasıdır.(H. Özdemir;2001;132)

 

Reformların Osmanlı Devleti üzerindeki etkileri neler olmuştur?

 

Reformların Osmanlı üzerinde gerçek ama sınırlı bir etkisi olmuştur. Eğitim sistemi tamamen sekülerleşti. Yeni okullarda eğitim yoluyla laik ve elit bir sistem oluşturuldu. Osmanlı ekonomisinin doğası değişti ve ekonominin dinsel düzenlenişi sona erdi. Ekonomik değişimler nüfusun refahını geliştirdi. Bunun temel nedeni, Tanzimatla gelmiş olan daha fazla ticaret olanakları ve teknolojiye erişebilirlik olmuştur. Bankalar, modern ekonomik uygulamalar yürürlüğe sokmuş olsa da nüfusun çoğunluğu maalesef etkilenmiştir.

Bireysel vatandaşların hakları teknik açıdan gelişti, ancak esasen Sultan hala kendi konularında sınırsız güce sahipti.

 

Sultan, İmparatorluğun mutlak egemenliğine devam etmiştir. Reformlar, imparatorluğu değiştirdi, ancak bölgeyi modenize edemedi. Tanzimat Dönemi’nde, okullarda eğitim alanlar, gelecekte dünyayı değiştirecek insanlar oldular.

 

 

Mustafa Kemal Atatürk ve Balkanlardan diğer düşünürler bu dönemlerde eğitim hayatlarına başladılar. Ayrıca Avrupa güçleri, imparatorluk içindeki etnik topluluklar için, yasalar uyarınca eşit muamele anlamına gelen eşitliği tasavvur eden Osmanlılar’dan farklı olarak, daha güçlü bir egemenlik talep ettiler. Bu, Hristiyan orta sınıfını güçlendirerek ekonomik ve politik güçlerini arttırdı. Zengin Araplar genellikle Tanzimat’a karşıydı. Değişen Osmanlı Devleti’nde otoritenin okullarda eğitim gören gençlerin eline geçebileceğini biliyorlardı. Bu yüzden 1870’li yıllardan başlayarak, önde gelen Arap ailelerin çoğu, oğullarını İstanbul’un yüksek akademik okullarına kaydetmeye başlamışlardır. Çalışmalarını tamamlayan bu genç Araplar, Osmanlı bürokrasisisnde görev aldılar ve böylece ailelerini hükümete ulaşmalarını sağlamışlardır. Nitekim Tanzimat boyunca Arap şehir elitleri, ayrıcalıklarını korumayı ve kendilerini İstanbul’dan gönderilen Osmanlı yetkilililerine vazgeçilmez kılmayı başardılar.

 

Tanzimat Fermanı’ndaki reformları ve özellikle kamu reformlarını anlatmaya çalıştım. Umarım başarmışımdır.

 

Saygılar,

 

Kaynakça

*İnalcık, Halil; ‘Senedi İttifak ve Gülhane Hatt-ı Hümayunu’ Belleten, Cilt 28, No 112, Ekim 1964

* WEİKER, W.F (1968). The Ottoman Bureaucracy: Modernization and Reform.

Administrative Science Quarterly. C.13. No.3. Special Issue on Organization and Social

Development.

* PALMER, Alan (1993). Osmanlı İmparatorluğu, Son ..yüz Yıl, Bir ..küşün Yeni Tarihi

(Çev. Belkıs Çorakçı Dişbudak). İstanbul: Sabah Kitapları.

* ORTAYLI, İlber (2000), Tanzimat Devrinde Osmanlı Mahallî İdareleri

(1840 – 1880), Türk Tarih Kurumu, Ankara.

* FINDLEY, Carter V. (1994). Osmanlı Devleti’nde Bürokratik Reform, İz Yayıncılık

Bu yazı Politika kategorisine gönderilmiş ve , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın