Sultan Süleyman Döneminde Görev yapan Barbaros Hayrettin Paşa ve Veziriazam İbrahim Paşa Hakkında

BARBAROS HAYRETTİN PAŞA

Osmanlı Devleti en görkemli yıllarını şüphesiz klasik çağ olarak adlandırılan 16. yüzyılda geçirmiştir. 16. yüzyıl Osmanlı Devleti için askeri başarıların yanı sıra birçok ilkinde gerçekleştirildiği dönem olma özelliği taşımaktadır.

Hızır Reis diğer bir adıyla Barbaros Hayrettin Paşa Midilli’de doğmuştur. Babası Vardar’da bir sipahidir. Hızır Reis 16. yüzyılın ilk yarısında Midilli’den Serez ve çeşitli yerlere giderek ticaret yağmaya başlamıştır. Oruç Reis’in Rodos’ta esir alındığını öğrendikten sonra ağabeyini kurtarmak için çalışma yaptı ancak başarılı olamadı. Bir süre sonra esir düştüğü gemiden kurtularak Antalya’ya sığınan Oruç Reis Şehzade Korkut’un himayesine girerek tekrardan Midilli’ye yerleşti.  Tahta Yavuz Selim’in geçmesi ile birlikte Barbaros kardeşler Tunus’a giderek Sultan Ebu Abdullah Muhammed ile anlaşma yaptılar. Bu anlaşmaya göre Ebu Abdullah Barbaros kardeşlere sığınmak için bir liman verecek, Barbaros kardeşler ise Hak yolunda savaşıp aldıkları ganimeti Tunus pazarınsa satacak ve aldıkları ganimetlerin 1/5 ini sultana pay olarak vereceklerdi.  Anlaşma sonucunda Goletta Limanı’na yerleşen Barbaros kardeşlerin seferleri başlamıştır.

Barbaros kardeşler 1512 yılında Cenevizlerin elinde olan Serşel’e baskın yaptılar fakat başarılı olamadılar. 1513 yılında yaptıkları bir seferle Cicelli’yi ele geçirdiler. 1514 yılında büyük bir İspanyol Kadırgasını ele geçirdiler ve bunun gibi seferlerle birçok ganimet elde ettiler. 1516 yılında çıktıkları bir seferden elde ettikleri keresteleri Yavuz Sultan Selim’e göndererek padişahın himayesi altına girdiler. Artık Osmanlı himayesinde olan Barbaros Kardeşler Ferdinand’ın ölümü ile çıkan kargaşadan faydalanarak İspanya’nın mandasından kurtulmak isteyen Cezayir’e yardım ettiler. Cezayir’in kuşatılıp ele geçirilmesinden sonra Oruç Reis Cezayir Sultanı ilan edildi.

Kuzey Afrika’daki başarıları ile padişahın güvenini sağlayan Hızır Reis Hayrettin Paşa olarak anılmaya başladı. 1520 ile 1529 yılları arasında küçük bir ada dışında bütün bölgenin hakimiyetini alan Hızır Reis başka devletleri de tehdit etmeye başladı.

Kanuni Sultan Süleyman Döneminde padişahın isteği ile 1533 yılında İstanbul’a çağırılan Hayrettin Paşa Osmanlı Devleti’nin Kaptan-ı Deryalığına getirildi. 1534 yılında 80 parça donanma ve 8000 askeri ile İstanbul’dan ayrılan Hayrettin Paşa 1538 yılına kadar Ege Denizi ve Girit’te bulunan Venedik’in hakimiyeti altındaki 28 adayı ele geçirdi ve böylece Doğu Akdeniz’deki Venedik hakimiyetine son verilmiş oldu.

1538 yılında tekrardan bir adalar seferine çıkan Hayrettin Paşa ilk olarak Avrupa korsanlarının yurdu olan Skiatos Adası’nı ele geçirdi. Daha sonra Girit Adası’nı kuşatan Hayrettin Paşa bir kısım kaleleri ele geçirip alınan ganimetleri İstanbul’a gönderdi. Buradan Rodos’a gidip kısa bir sürede Venedik ile Adalar arası bağlantıyı kesen Hayrettin Paşa son seferi olarak Preveze Kalesi’ni kuşattı. Açıklarda Andrea Doria ile yaptıkları savaşta toplarının uzun menzilli olmasından yararlanılarak Haçlı Donanması’nı yenilgiye uğrattı ve Akdeniz bir Türk gölü olma özelliğine getirilmiş oldu.

1544 yılında İspanya Kralı ve İtalya topraklarına akınlar yapan Barbaros Hayrettin Paşa, onları Crespy Barışını yapmaya mecbur etti. Daha sonra yanına Fransız gemilerinde bulunan 400 Türk ve Arap gemicilerini alarak Elba Adasını yağmaladı ve burada bulunan İtalyanların elinde esir olan Sinan Reis’in oğlunu kurtardı. Bu seferlerde Barbaros Hayrettin Paşa’nın son seferleri olmuştur. Barbaros’tan sonra Kaptan-ı Deryalığa ise Sokullu Mehmet Paşa getirilmiştir.

Veziriazam Pargalı İbrahim Paşa

 

Osmanlı Devleti veziriazamlarından kendi şahsiyeti ile dikkat çeken bir kişiliğe sahip olan Pargalı İbrahim Paşa Makbul, Maktul veya Damat gibi çeşitli isimlendirilmelerle de anılmaktadır. Asıl adı Pietro’dur. Şehzade Süleyman ile tanışmadan önceki hayatı konusunda çok bir şey bilinmemekle birlikte Şehzade Süleyman ile Manisa’da tanıştıktan sonra hayatı büyük bir değişikliğe uğramıştır.

İbrahim Paşa zekâsı, hoşgörüsü ve güzel sohbeti ile Şehzade Süleyman’ın güvenini kazanmış ve en yakın arkadaşı olmuştur. Yavuz Sultan Selim’in vefatı üzerine padişah makamına gelen Sultan Süleyman ile birlikte İstanbul’a gelerek üstün rütbelere ulaşmıştır. Sultan Süleyman ise onu mühim görevlere getirmeden önce Rodos ve Belgrad götürerek deneyim kazanmasını istemiştir.

Adeta yol arkadaşı diyebileceğimiz türdeki dostlukları İstanbul’da iken de devam etmiştir. İstanbul’da gelişinin ilk üç senesinde Hasodabaşılık ve doğanbaşılık görevlerini yapmıştır. 1523 tarihinde ise Veziriazam Piri Mehmet Paşa’nın azli ile veziriazamlık rütbesine getirilmiştir. Küçük yaşlardan itibaren saray terbiyesi alıp eğitim görmesi, Manisa da iken daha önceki efendisi sayesinde aldığı eğitim sayesinde ve veziriazamlık rütbesi için uygun olan kişilik özelliklerini barındırması sebebiyle sadrazamlık makamına ulaşmıştır.

Kanuni Sultan Süleyman tarafından veziriazamlık rütbesi verilmesiyle yükselişe geçen İbrahim Paşa’nın, Kanuni Sultan Süleyman’ın kız kardeşi olan Hatice Sultan’la evlenerek hanedan damadı olmasıyla iyi güçlendiği görülebilir. On beş gün boyunca süren evlilik töreni de Osmanlı Devleti’ndeki en gösterişli düğünlerden biri olma özelliği taşımaktadır.

Kanuni Sultan Süleyman’ın Mohaç’da büyük bir zafer kazanması İbrahim Paşa’ya da seraskerlik unvanının verilmesi için zemin hazırlamıştır. Budin kalesi teslim alındıktan sonra İstanbul’a dönen İbrahim Paşa ganimet olarak getirttirdiği heykellerin puta benzemesi yüzünden büyük tepkiler almıştır. Bu olay hakkında dönem şairlerinden olan Figani’nin dizeleri şu şekildedir.

“İki İbrahim geldi cihana

Biri put-kıran biri put-diken”

Figani söylediği ve yazdığı bu sözler yüzünden öldürülmüştür.

Macaristan’a ikinci bir sefer hazırlığında olan Kanuni Sultan Süleyman ordusunun eğitim ve teçhizat işlerinin ayriyeten ordusunu gözden geçirmek için gerektiği zaman bazı bölgelere asker göndermek, gerektiği zaman emirlerine koşmak gibi çeşitli görevler için Veziriazam İbrahim Paşa’yı uygun görmüştür. Böylece İbrahim Paşa bir tür başkomutanlık rütbesine yükselmiştir ve Osmanlı Devleti’nin seraskeri olmuştur. Bu aldığı geniş rütbelerle kibre sürüklenen İbrahim Paşa’nın sonu ise cellatlar tarafından katledilerek olmuştur.

İbrahim Paşa’nın makamda bulunduğu 13 yıl boyunca Mohaç zaferi, Alman seferi, Bağdat ve Tebriz’in fethi gibi zaferlerde hakkı yenmeyecek başarıları vardır. Ayriyeten Kalender İsyanını bastırmaktaki zekâsı ile saygı duyulan, Avrupalı elçilerle gerçekleştirdiği görüşmelerde Avrupalılara karşı hükümdarı çok güzel bir şekilde temsil etmiş bir kişidir.

İbrahim Paşa’nın yaptırmış olduğu yapıtlar ve yardım kuruluşları Müslümanlığı sorgulanan bir devlet adamının İslam’a bağlılığını gözler önüne sermektedir. Yaptırdığı her yardım kuruluşu ve vakıf onun İslam düşüncesinin bir ürünüdür. Ayriyeten bu konuda İbrahim Paşa’nın Mekke ile yakınlığı ile farklı bilgilerde mevcuttur. Sağlığında değilse bile yaptırdığı vakıflarla ölümünden sonra İslam’a yakınlığını kanıtlamıştır.

 

 

 

KAYNAKÇA

Beyatlı, Y. K., Reis, H., & Koleksiyonu, İ. D. M. HIZIR REİS NAM-I DİĞER BARBAROS HAYREDDİN PAŞA.

Muradi, S. (1995). Gazavat-ı Hayrettin Paşa:(Barbaros’ un hayatı ve savaşları).

Reis, S. M., & Erdem, O. (2012). Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa’nın Hatıraları (Gazavat-ı Hayreddin Paşa). Çamlıca Basım Yayın.

Aydın. A. (2019). Kanuni döneminde bir veziriazam: Pargalı İbrahim Paşa, Bursa Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslam Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalı İslam Tarihi Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Bursa.

Tezcan. E. (2004). Pargalı İbrahim Paşa çevresindeki edebî yaşam, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Edebiyatı Bölümü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş ve , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın