Tanzimat Fermanı İle Birlikte Eğitim-Öğretim ve Basın-Yayın Konularındaki Değişimler

TANZİMAT FERMANI

 

Merkeziyetçiliğin yeniden yapılması ve yeniliklerin Osmanlı İmparatorluğunun sosyal düzenini yıkmaya yönelik, milliyetçilik ön plandaki isyanları önleme amacı gütme; Mısır meselesi ve Rus tehdidine karşı İngiltere ve Fransa’nın yardımını almak Tanzimat Fermanı’nın ilanının iki önemli nedenidir. Bu sorunları çözebilecek olan Tanzimat Fermanı 3 Kasım 1839 tarihinde Gülhane Parkında Mustafa Reşit Paşa tarafından okunarak yürürlüğe konulmuştur. Tanzimat Fermanının genel olarak maddeleri şunlardır;

“Şimdiye kadar memleket kanunsuz idare ediliyordu. Bundan sonra her şey kanuna dayanacaktır. Şimdiye kadar hiçbir kimse canından, ırzından ve malından emin değildi. Bundan sonra kimsenin canına, malına ve ırzına ilişilmeyecek. Şimdiye kadar vergi herkesten müsavi surette alınmıyordu. Bundan sonra herkes mali kudretine göre vergi verecek ve kimse bundan istisna edilmeyecek. Alat-ı tahribiyeden olup hiçbir vakit semere-i nafiası görülmeyen iltizamat usul-ü muzırrası kaldırılacaktır. Şimdiye kadar kabahatli olanlar bir mahkeme kararı olmadan gizli veya aşikâr asılır, kesilir veya zehirlenirdi. Bundan sonra bu gibiler evvela mahkemeye verilip orada alınacak karara göre hakkında ceza tatbik olunacak ve kimseye işkence yapılmayacaktır. Şimdiye kadar bir adamın kabahati görülürse cezası verilmekle birlikte üstelik malıda müsadere olunur, veresesi mirastan mahrum edilirdi. Bundan sonrababanın kabahatinden dolayı evladı mesul tutulmayacak ve babanın malı müsadere edilerek veresesi mirastan mahrum edilmeyecektir. Vatanı korumak için asker vermek ahalinin borcu ise de şimdiye kadar olduğu gibi bir kasabanın nüfusuna bakılmayarak kimisinden tehammülden fazla, kimisinden eksik asker istenilmek hem nizamsızlığı, hem de ziraat ve ticaretin bozulmasını mucip olmakla beraber askere gelenlerin ölünceye kadar orduda kalmaları da fütur ve zürriyetlerinin kesilmesini müstelzim olduğundan lüzumu halinde her kasabadan alınacak askerler için bazı iyi usuller konulacak ve dört beş sene hizmet gibi bir münavebe yolu bulunacaktır. Bundan sonra kimse angaryaya sevk olunmayacak ve artık müslim gayri müslim herkes müsavi muamele görecektir”

Tanzimat Fermanı ile birlikte birçok alanda yenileme değişimler yaşanmıştır.

EĞİTİM ALANINDA YAPILAN ISLAHATLAR VE DEĞİŞİMLER

 

Tanzimat Fermanı ile sosyal düzen ve kanunların onarılması ve oluşacak yeni sosyal düzenin temelinin sağlamlığı ve bu bilincin gelecek kuşaklara aktarılması için detaylı bir değişimin eğitim alanında olacağı birçok Osmanlı aydını tarafından yazılmıştır. Ali ve Fuad Paşa’nın yazmış oldukları vasiyetnamelerde ise eğitimin sosyal alanda olacak olan çözülmeyi engelleyecek temel reform olacağım olduğunu söylemişlerdir.

  1. Mahmut döneminde zorunlu olan sıbyan mektebi yanında da lise eğitiminin verildiği rüştiye, idadi ve sultanilerin açılmasıyla üç kademeleri eğitim sistemine geçilmiştir. Bazı Osmanlı aydınları için eğitimde sağlanan bu gelişmeyi imparatorluğunun her yerine yaymak ve bilinçli bir toplum geliştirmenin zorunluluğunu bu gelişmeye bağlamışlardır. Bu okullar cemaatçi eğitim sistemine göre düzenlenmiş ve merkezin denetimiyle yönetilmiştir. İdadi ve sultani düzeyindeki okullar ise cemaatten kişilerin eğitim gördüğü bir kurumdur.

Osmanlı eğitim sisteminin değişmesi ve yenilenmesine ilişkin düşüncelerin Yeni Osmanlı Cemiyetine mensup kişilerce bazı gazetelerde yazıldığı görülmektedir. Örnek verecek olursak Ziya Paşa’nın Türkistan’ın Eshab-ı Tedennisi yazısında bu değişimin nasıl olacağı ve eğitimdeki okur yazarlık yetersizliğinin kaldırılması için batılı tarzda eğitim veren azınlıkların kurmuş oldukları kurumların örnek alınması gerektiğini ifade etmiştir.

Diğer bir gelişme ise Tanzimat Fermanından sonra eğitim konusunda yapılması planlanan yenilikleri gerçekleştirmek için tedbirleri almak ve uygun ortamı sağlamak için Mukavvat Maarif Meclisinin kurulmasına karar verildi. Mukavvat Maarif Meclisi padişah Abdulmecid’e şu kararları sundu.

  1. İlkokulların yeniden düzenlenmesi
  2. Ortaokul düzeyindeki okulların çoğaltılıp denetlenmesi
  3. Üniversite düzeyindeki okulların açılması
  4. Eğitim bakanlığı kurulması

Bu karar üzerine Meclis-i Maarif-i Umumiye kuruldu. Eğitim işlerinden sorumlu ve hükümet başkanına bağlı ilk örgütlenmenin çekirdeğini bu meclis oluşturdu. Vakıfların yönetimi altındaki okullar ise ayrı bir yönetime bağlamak için kurulan Mekatib-i Umumiye Nezareti bir genel müdürlük durumundadır.

Mukavvat Maarif Meclisi oluşturulurken üniversite kurulması da kararlaştırıldı ve burada okutulacak kitapları hazırlayacak bir danışma meclisi kurulmasına karar verildi. İlk milli akademimiz olan bu heyet J. W. Radhouse, Bianchi gibi Türk, Rum, Ermeni, otuz kişilik kadroya sahipti.

Tanzimatın ilanından sonra Avrupa devletleriyle daha yakın bir döneme giren Osmanlı Devleti’nde hükümet yapısında birtakım değişmeler yapıldı. Bu değişimlerden biri ise eğitim işlerinin daha büyük bir önem ve kabineye bağlı bir bakan tarafından yönetilecek olan Maarif-i Umumiye Nezareti’nin kurulmasıdır. (1857)  Bu dönemden itibaren Osmanlıda bir eğitim sisteminin yürürlüğe girdiği anlaşılmaktadır. 1861 tarihinde kurum kurulduktan dört yıl sonra eğitim teşkilatının kararları yayımlandı. Bunlar şunlardır.

  1. Harp ve Tıp Fakültesi dışındaki tüm okullar Maarif-i Umumiye Nezaretine bağlanacaktır.
  2. Okullar; ilkokul, ortaokul ve Mekatib-i Funun-i Mutenevvia olmak üzere üçe ayrılmıştır. 1. Derece okulların görevi okuma, yazma ve din esaslarını belirlemek olduğu için müslim ve gayri müslimler farklı okullarda okuyacaklardır.
  3. Her düzeydeki okuldan üst düzeydeki okula geçmek için sınav yapılacaktır.
  4. İkinci ve üçüncü düzeydeki okullarda Türkçe ile eğitim verilecek, kitaplar tercüme ettirilecek ve öğretmenler Türk dilini öğretecek kişilerden seçilecektir.

 

BASIN YAYIN ALANINDA YAPILAN ISLAHATLAR VE DEĞİŞİMLER

 

Osmanlı Devleti’nde gazetecilik faaliyetleri 18. yüzyılda başlamıştır. İlk Gazete olan Bulletin des Nouvelles 1795 yılında Fransızca olarak çıkmıştır. İlk Türkçe gazete olan Vakayi-i Mısriye yarı Arapça olarak Mısır’da 1828 yılınca çıkartılmıştır. Tamamı Türkçe olan ilk gazete ise devlet destekli olarak 1831 yılında çıkartılan Takvim-i Vakayi olmuştur. Bu gazetenin amacı ise halka yapılan icraat ve ıslahatları halka anlatmaktır. Aynı zamanda gazetecilik faaliyetleri Avrupa’da yaklaşık iki yüzyıldır yapılırken halk tarafından seviliyordu. Ancak pek çok hükümetinde tepkisini de çekmekteydi. Bu yüzden de basına Batılı devletlerde kısıtlamalar getirilirken Osmanlı Devleti’nde ise basın kavramı daha henüz yeni karşımıza çıkmaktadır. Takvim-i Vakayi dokuz yıl boyunca Osmanlı Devleti’nin tek Türkçe gazetesi olarak kalmıştır. Takvim-i Vakayi aynı zamanda devletin ilk resmî gazetesidir.

Tanzimat Fermanı’na kadar olan süreçte ilk Türkçe gazete Takvim-i Vakayi olurken Tanzimat Fermanı’ndan sonraki dönemde yeni dergi ve gazeteler çıkartılarak basın hayatı hareketlilik kazanmıştır. Osmanlı Devleti’nde ilk özel gazete olan Ceride-i Havadis 1840 yılında William Churchill tarafından çıkartılmış daha sonra devletin desteği ile yarı resmi hale getirilmiştir. Ceride-i Havadis ilk yayınlandığı zamanlarda fazla rağbet görmemiş hatta ilk üç sayısı bedava olarak dağıtılmıştır. Gazete dış ülkeden haberlerde yer vermiş ve Osmanlı’da seçkin zümre tarafından takip edilmeye başlamıştır. Gazeteye İskenderiye’den haber gönderen ilk ilk muhabir ise Türk basın tarihinin ilk muhabiri sayılmaktadır. İlk ölüm ilanları da bu gazetede yayımlanmıştır.

Osmanlı Devleti’nde Abdülmecid’in son yıllarında 1860 yılında Şinasi ve Agah Efendi tarafından çıkartılan Tercüman-ı Ahval devletin hazinesinden yararlanılmaksızın yayımlanan ilk özel gazetedir. Bu yönüyle de Türk basın tarihinde bir dönüm noktası olmuştur.

Osmanlı Devleti’nde ilk Türkçe gazetenin yayımlandığı dönemden otuz yıl sonrasına kadarki dönemde çıkartılan gazeteler devleti öven türde gazeteler olup devleti eleştirme görevini yerine getirememiştir. Tercüman-ı Ahval bu özelliğiyle diğer gazetelerden ayrılır. Tercüman-ı Ahval siyasi makalelere yer vererek aynı zamanda ilk fikir gazetesi olmayı da başarmıştır. Daha ilk sayısında “halkın, vatanı için söylenmesi de yazması da hakkıdır” diyerek halkın ülkenin menfaati gereği toplumu ilgilendiren konularda mevcut sorunları dile getirerek çözüm bulması, yorum yapması ve bu yorumlarını da dile getirmesinin en doğal insanlık hakkı olduğunu ifade etmiştir. Başka bir deyişle Tercüman-ı Ahval halkın bilinçlendirilmesi bilgilendirilmesine yönelik yayın yapmayı amaçlamıştır. Bunlardan ayrı olarak da gazetede batılı tarzda ilk Türkçe oyun olan Şair Evlenmesi 1860 yılında dizi olarak yayımlanmıştır. Gazetede yayınlanan ve Ziya Bey’e ait olduğu düşünülen eğitim sistemine yönelik olumsuz eleştiriler yüzünden iki hafta süreyle gazete durdurulmuştur. Bir Fikir gazetesinin çıkartılmasından altı ay sonra hükümetten ilk uyarısını almıştır.

Tercüman-ı Ahval ’in 24. Sayısında Agah Efendi ile yollarını ayıran Şinasi kendinin 1862 yılında çıkarttığı Tasvir-i Efkâr gazetesini aynı felsefi düşünce ile devam ettirmiştir. Kendi gazetesinde daha da kararlı bir tutum sergileyen Şinasi, o zamana kadar hiç söylenmeyen meşrutiyet ve hürriyet kavramlarını ilk kez Tasvir-i Efkâr da kullanmıştır.

Şinasi Tasvir-i Efkâr’ da hükümetin dış politikasına da eleştiriler getirmiş, Rusya’nın Kafkaslar ve Lehistan politikalarına dikkati çekmiştir. İstanbul’un sorunları ve yoksullarla ilgili birçok konuyu gazetede yayınlayarak kamuoyunun gündemine taşımıştır. Namık Kemal ve Ziya Bey Tasvir-i Efkâr kurulduktan sonra Tercüman-ı Ahval’ den ayrılarak Tasvir-i Efkar’a geçmiş ve burada yazılarına devam etmişlerdir. Şinasi’nin aynı zamanda devlet memuru olduğu bir dönemde devlete dair eleştirilerini yayımlaması nedeniyle Meclis-i Maarif ’deki görevine son verilmiştir. Hükümetin üzerindeki baskısı nedeniyle 1864 yılında gazeteyi Namık Kemal’e bırakıp gitmiş ve kısa bir süre sonrada Namık Kemal aynı sorunları yaşayınca gazetenin başyazarlığını Recaizade Mahmut Ekrem’e bırakarak yurtdışına gitmiştir. Gazete bu dönemde de hükümeti eleştirmekten geri kalmayıp hükümetin Batılı devletlere karşı fazla yumuşak bir tavır sergilemesi nedeniyle hükümeti eleştirmiştir.

Bu iki gazeteden sonra aynı anlayışla kurulan Muhbir Gazetesi Ali Suavi tarafından 1866 yılında yayımlanmıştır. Devletin dış politikada yetersiz olduğunu düşünüp bundan dolayı devleti eleştiren Ali Suavi Girit meselesi üzerinde çok fazla durmuştur. Sert eleştiriler nedeniyle gazete hükümet tarafından birkaç kez kapatılmıştır.

Bu gazetelerden başka Tanzimat Fermanı ile ilk resimli gazete olan Ayine-i Vatan 1866 yılında Eğribozlu Mehmed Arif Bey tarafından yayımlanmıştır. Gene bu yıllarda haftada bir kez kadınlara özel sayılar çıkartmasıyla bilinen Terakki Gazetesini 1868 yılında Ali Raşid yayımlamıştır. 1869 yılında Sıtkı Efendi tarafından yayımlanan Mümeyyiz Gazetesi ise çocuklara ait sayısının olmasıyla önem taşır. 1872 yılında yayımlanan Musavver Gazetesi ise tercümelere yer verir ve ilk fotoğraflı gazete olarak bilinir.

Tanzimat Dönemi’nde 1864 yılında basının faaliyetlerini düzenlemek amacıyla çıkartılan Matbuat Nizamnamesi ile ilk basın kanunu olarak ortaya çıkmıştır. Bu kanun ile gazetecilik faaliyetlerine kısıtlamalar gelmiştir ve bu konuda ceza hükümleri de içermektedir. 1867 yılında Sadrazam Ali Paşa’nın yayımladığı ve süreli yayınların derhal cezalandırılmasını öngören Âli Kararname ilan edilmiştir. Bu kararnamede şöyle denilmektedir:

“Bir süreden beri bazı gazetelerin, ülkenin genel çıkarlarına tamamen ters düşen bir tutum içerisinde oldukları görülmüştür. Bu gazeteler, düşmanların silahı haline dönüşmüş, yalan haberler ve yıkıcı fikir yayma yoluna başvurmuşlardır… Bu nedenle hükümet, düzen ve huzuru koruma amacıyla ‘Matbuat Nizamnamesi’nin dışında belirtilenlerin dışında bazı idari baskı tedbirlerine başvurmayı uygun görmüştür. Bu karar geçici olup, alınmasını zorunlu kılan sebepler ortadan kalkınca yürürlükten kaldırılacaktır”

Âli Kararname ile basın hayatına sınırlamalar gelmiş, birçok gazete kapatılmış veya durdurulmuştur. Devlet memuru olan birçok gazeteci ise İstanbul’dan tayin edilerek gazetecilik yapmaları engellenmiştir.

Tanzimat Dönemi’nin son zamanlarında birçok gazete ve derginin yayımı gerçekleşmiştir. Osmanlı Devleti’nde ilk Türkçe dergi olan Mecmua-i Fünun Mehmet Tahir tarafından 1862 yılında yayımlanmaya başlanmıştır. Dergi Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye’nin yayın organı kullanılmıştır. Dergi Osmanlı Devleti’nde çıkmış olan ilk bilimsel dergi olup amacı bilimsel kavram ve kuramları halkın anlayabileceği şekilde anlatıp öğrenilmesini sağlamak olmuştur.

Mecmua-i Fünun’dan önce sadece tebliğ, tamim ve emirler içeren Mecmua-i Askeriye ve Vakayi-i Tıbbiye isimli yayın organları bulunmaktaydı. Ancak 1850 yılında yayımlanmaya başlanan bu yayın organlarının içerik ve ebatları yüzünden dergi olarak adlandırılması pek mümkün değildir. Bu yüzden Mecmua-i Fünun ilk Türkçe dergi olarak yerini almıştır.

Mustafa Refik Bey tarafından 1862 yılında yayımlanmaya başlanan “Mir’at Dergisi” ise Osmanlı Devleti’nin ilk resimli dergisi olmuştur. Derginin başka bir özelliği ise sadece gazetecilik ile uğraşan bir kimse tarafından çıkartılmış olmasıdır. Bu döneme kadar Osmanlı Devleti’nde gazete çıkaran herkesin devlet memurudur.

1865 yılında Hasan Fehmi Paşa tarafından yayımlanan Takvim-i Ticaret dergisi ilk Türkçe ekonomi dergisi niteliği taşımaktadır.

Terakki Gazetesi’nin mizah eki olarak yayımlanan Letaif-i Asar ilk Türkçe mizah gazetesi olma özelliği taşır.

Teodor Kasap Efendi’nin 1869 yılında yayımlama başladığı Diyojen Türk basın tarihindeki ilk özel mizah gazetesi olma özelliği taşır. Namık Kemal’in şiirlerine de yer verilmiştir. Gazete ayrıca şaka ile karışık hükümeti eleştirir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

NALCIOĞLU, B. U. (2005). Tanzimat Dönemi Türk Gazeteciliği ve Türk Basınının İlkleri. Manas Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 7(14), 253-267.

OĞUZ. Ş. (1998). Tanzimat Döneminde Mizah ve Diyojen Gazetesi, Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Balıkesir.

YEŞİLOVA, O. E. (2015). Tanzimat Basınında İstanbul’un Ulaşım Meseleleri (1860-1876), İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Anabilim Dalı, Doktora Tezi, İstanbul.

TOPUZ. E. (2009). Osmanlı Kimliğinin Gelişmesinde Tanzimat Fermanı’nın Rolü, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Erzurum.

ÇELİK. L. (2016). Tanzimat Reformları İktidar ve Kamuoyu, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Edirne.

Bu yazı Genel, Politika kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın